iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular » isLam Kavramları - Konuları » Tasavvuf » Mesnevi'de geçen hikayeler
kayit ol

Tags: , ,

Mesnevi'de geçen hikayeler


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 05-08-2010, 08:35 AM   #1 (permalink)
Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: aydın/ didim
Mesajlar: 12
Konuları:
Cinsiyet:
Tecrübe Puanı: 0
mursidimgavss is on a distinguished road
Exclamation Mesnevi'de geçen hikayeler

BAKKAL VE PAPAĞAN

Bir bakkalın yeşil renkli, güzel sesli, söz söylemesini bilen bir papağını vardı. Bu papağan dükkânın bekçisi gibiydi. Alışverişe gelenlere, Nükteli sözler söyleyerek şakalar yapardı. İnsanlar bir şey sorduğunda insan gibi cevap verir ve onlarla güzel güzel konuşurdu. Papağanlara has ötüşü de çok tatlıydı. Efendi bir gün evine gitmiş, papağan ise bakkalda bekçilik yapıyordu. Bir kedi, kovaladığı fareyle birlikte dükkânın içine daldı. Can korkusuyla ne yapacağını şaşıran zavallı papağan, bir o yana, bir bu yana kaçmaya çalıştı. Dükkânın bir köşesine sıçrayınca orada bulunan gül yağı şişelerini devirdi. Şişeler kırıldı, yağlar döküldü. Ortalık iyice karıştı. Hiçbir şeyden haberi olmayan dükkân sahibi işine döndü. Etrafına bakıp durumu anlayınca çok kızdı. Papağanın üstüne dökülen yağlardan, bu işi onun yaptığını düşündü. O öfkeyle papağanın başına vurdu. Vurmasıyla da olan oldu. Papağanın başındaki tüyleri döküldü. Kel oldu, dili tutuldu, konuşamaz oldu. Bakkal yaptığına pişman olup ah vah etmeye başladı ama ne çare. Saçını, sakalını yolarak, ''Keşke elim kırılsaydı da o tatlı dilli papağanıma vurmasaydım'' diye yakınması boşunaydı. Papağan kel başıyla, sessiz sedasız sinmiş bir vaziyette oturuyordu. Bakkal, papağanın eski neşeli haline dönmesi için, etrafa sadakalar ve hediyeler dağıttı. Aradan günler geçmesine rağmen, kuş hiç konuşmadı. Bakkal, papağanın bir daha hiç konuşmayacağı düşüncesiyle şaşkın ve ağlamaklı bir haldeydi. Konuşturmak için türlü türlü acayip ve garip sesler çıkararak onu neşelendirmeye çalıştıysa da bir fayda sağlayamadı. Dükkân sahibi uğraşını sürdürürken, bir ara dükkânın önünden kel başlı bir derviş geçti. Papağan onu görünce dile geldi.''Hey arkadaş'' diye, dervişe seslenerek,''Sen nasıl böyle kel oldun? Yoksa sen de gül yağı şişelerini mi kırdın?'' dedi. Papağanın bu sözünü duyanlar gülmeye başladı. Çünkü papağan, kel başlı dervişin de kendisi gibi gül yağı şişelerini devirdiği için, sahibi tarafından başına vurularak saçlarının döküldüğünü zannediyordu.
***
Papağanın, kendisini dervişle kıyas etmesi kendi bilgi ve tecrübesiyle sınırlıdır. Derviş, bağlı olduğu tarikat ve meşrep gereği o halde gezmekteydi. Bunu bilmeyen papağanın yaptığı değerlendirme, insanların kendisine gülmesine sebep olmaktadır. İnsanların, Allah dostları hakkında yanılgıya düşmeleri de aynı sebepledir. İnsanlar velîleri kendi nefisleriyle kıyas ederler. Acı suyla tatlı suyun berraklığı aynıdır. İkisini ayırt edebilmek tatmakla mümkündür. Allah'ın dostlarını değerlendirebilmek için, o makam ve hali yaşamak ve tatmak gerekir. Bilgi sahibi olmadan yaptığımız kıyaslamalar, papağan misali gülünç durumlara düşmemize sebep olur.


ATEŞE ATILAN ÇOCUK

Dünyadaki gücünü İsâ aleyhisselâma inananlara zulüm etmek için kullanan yahudi bir padişah vardı. Veziri ile birlikte, hıristiyanları birbirine düşüren padişah ile aynı soydan geliyordu. Bu padişah, İsâ aleyhisselâma inananlardan kurtulmak için, zalimliğine uygun düşen bir yol bulmuştu.Şehrin orta yerine azgın bir ateş yaktırarak yanına da bir put diktirmişti. O puta secde etmeyen Hıristiyanları ateşe attırıyordu. Kucağında çocuğuyla bir kadın getirdiler ve puta secde etmesini istediler. Kadının secde etmekte isteksiz davrandığını gören padişahın adamları, çocuğu kadının elinden alarak kızgın ateşin içine attılar. ''Eğer secde etmezsen sen de ateşe atılacaksın'' derler. Çocuğun ıstırabıyla yıkılmış olan zavallı anne, şaşkınlık içinde puta secde edeceği sırada
çocuk ateşlerin içinden şöyle seslenir: ''Anne, puta secde etme, yanıma gel. Ben burada çok rahatım. Daha önce görmediğim güzellikler içerisindeyim.'' Bunun üzerine anne içine düştüğü şaşkınlıktan kurtulur, koşarak alevlerin arasına dalar. Onun ardından oraya toplanan halk da kendini ateşe atmaya başlar. Görevliler insanların kendilerini ateşe atmalarına engel olamazlar.
Gördüğü bu manzara karşısında dahi insafa gelmeyen padişah,''Ne oldu senin yakıcılığın'' diyerek ateşe kızar. Ateş dile gelerek padişaha cevap verir: ''Ben bir emir kuluyum. Allah'ın emri olmadan kimseyi yakamam.'' İnananlara selâmet olan dünya ateşi, alevlerini artırarak etrafa yayılır. O zalim padişahı ve ona hizmet edenleri içine alır; yakar ve kül eder.
***
Allah'a inananlara bir çağrı var burada.
Ey inananlar! Nefse muhalefet etmek ve şeytana uymamak için zorluklara katlanın ve sabır ateşine girin. Böylece, Allah'ın İbrahim aleyhisselâma yaptığı gibi ikramlara ulaşacaksınız.Ateşin içerisindeki nimet sofrasına oturacaksınız.
mursidimgavss isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-08-2010, 11:21 AM   #2 (permalink)
MeRve-
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart

Allah'a inananlara bir çağrı var burada.
Ey inananlar! Nefse muhalefet etmek ve şeytana uymamak için zorluklara katlanın ve sabır ateşine girin. Böylece, Allah'ın İbrahim aleyhisselâma yaptığı gibi ikramlara ulaşacaksınız.Ateşin içerisindeki nimet sofrasına oturacaksınız.

Amin inşallah

Allah razı olsun paylaşım için teşekkürler ..
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu