iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular » iSLam Konuları » Yaratilis » Ölüm - Ahiret » Hiçbir Fidyenin Kabul Edilmeyeceği Gün
kayit ol

Tags: , , , ,

Hiçbir Fidyenin Kabul Edilmeyeceği Gün


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 04-23-2010, 07:53 AM   #1 (permalink)
isLamForumLari.COM
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 219
Konuları:
Cinsiyet:
Tecrübe Puanı: 3
Afraa is on a distinguished road
Standart Hiçbir Fidyenin Kabul Edilmeyeceği Gün

Allah-u Teâlâ kullarına öğüt vererek dünya hayatının gün gelip sona ereceğini, daha sonra ahiret hayatının başlayacağını, kendisine dönüleceğini, insanların hesaptan geçirileceklerini hatırlatmakta ve azabından sakındırmaktadır:

“Öyle bir günden korkun ki, o günde hepiniz Allah’a döndürülürsünüz. Sonra herkese kazandıkları noksansız verilir ve hiç kimse haksızlığa uğratılmaz.” (Bakara: 281)

Çünkü kendi kazançları ne ise onu almış olacaklar.

“Öyle bir günden korkun ki, o günde kimse kimseden yana bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez.” (Bakara: 123)

Allah-u Teâlâ’nın azabını onlardan hiç kimse uzaklaştıramaz ve ilâhi azaba karşı kimse onları kurtaramaz. Ne zorla kurtarılabilir, ne de kolaylıkla.

“Sen o (Kur’an’la) öğüt ver ki, kişi kazandığı amel sebebiyle helâke uğramasın. O kimse için Allah’tan başka ne bir dost, ne de şefaatçı vardır.” (En’âm: 70)

Allah-u Teâlâ’dan dilekte bulunarak hiçbir kimse ona şefaatçı olamayacaktır.

“O gün kimseye şefaat fayda vermez, onlar hiç kimseden yardım da göremezler.” (Bakara: 123)

Aracılar yok olmuş, kişi yaptıkları ile başbaşa kalmış. Herkes kendisini kurtarmaya çalışıyor. O gün toplulukların birbirleriyle yardımlaşmaları, birbirlerini desteklemeleri de kaldırılmıştır.

Âyet-i kerime’lerde şöyle buyuruluyor:

“Kimsenin kimseye bir şey ödeyemeyeceği, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korkun!” (Bakara: 48)

İnkârda ısrar edenler için, onları Allah’ın azabından koruyacak ve kurtaracak hiçbir kimse yoktur.

“Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenemez.” (Fâtır: 18)

O gün iman ve amel-i sâlih sahibi olmayana hiçbir şefaat kâr etmez.

“O gün ki, ne mallar fayda verir ne de oğullar.. Meğer ki Allah’a tamamen sâlim ve temiz bir kalp ile gelenler ola.” (Şuarâ: 88-89)

Demek oluyor ki, o gün insanın başına gelecek felâketlerden korunmak mümkündür. Fakat geldikten sonra ahirette değil, gelmeden önce dünyadayken korunmak mümkündür.



Dinden mahrum olanları; ne biriktirmek için birbirlerine düştükleri malları, ne de sevgileri uğrunda kendilerini tükettikleri çocukları, Allah-u Teâlâ’nın ahirette vereceği azaba karşı hiçbir şekilde koruyamayacaktır.

Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İnkâr edenlerin malları ve evlâtları Allah nezdinde kendilerinden hiçbir şeyi uzaklaştıramayacaklardır.

İşte onlar cehennemliktirler, orada ebedi kalacaklardır.” (Âl-i imrân: 116)

Rızâ-i Bârî için değil de, gururlanmak, öğünmek ve ün kazanmak gibi dünyevî gayelerle harcadıkları malların hepsi de boşa gitmiştir. Ahirette bir menfaat temin edemezler.

Hatta bunlardan öyleleri vardır ki, malını Allah yolundan çevirmek için sarfeder.

Onların cehennemden kurtulmaları veya azaplarının hafifletilmesi diye bir şey düşünülemez.

Kavurucu rüzgâr henüz yeşermekte olan veya hasat mevsimi gelen ekinleri nasıl tahrip ediyorsa; onların dünya hayatında sarfettikleri mallar da, kendilerine bir menfaat vermek şöyle dursun, ebedi hayatlarının mahvına sebep olur.

Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:

“Onların, bu dünya hayatında harcadıkları şeyler; kendilerine zulmeden bir topluluğun, ekinlerini vurup da onu mahveden kavurucu bir rüzgâra benzer.

Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.” (Âl-i imrân: 117)

Onlar azabı gerektirecek suçu işlemekle kendilerine zulmettiler.

Allah-u Teâlâ bir Âyet-i kerime’sinde bu gibi kimselerin ahiretteki durumlarından haber vermektedir:

“Onlar orada: ‘Ey Rabb’imiz! Bizi çıkar, yaptıklarımızdan daha hayırlı, iyi işler yapalım!’ diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: ‘Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. (Fakat inanmadınız.) Artık azabı tadınız! Zâlimlerin yardımcısı yoktur.’” (Fâtır: 37)

Afraa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu