O Gün Herkes Korkudan Donup Kalır
O gün herkes korkudan donup kalırlar. Bu arada günahkarlar ve zalimler vay halimize derler. Sıddıklar ise, nefsi nefsi deyip yerlere kapanırlar. Bunlar bu halde iken cehennem ikinci defa hücum eder ve mahşer halkı hemen cehenneme atılacaklarını sanarak daha çok korkarlar. Cehennem durmaz üçüncü defa saldırıya geçer. Bu sırada herkes yerlere serilir, korku içinde bakınıp dururlar.
İşte bundan sonra peygamberlere sorular başlar. Peygamberlere karşı yapılan bu muameleyi mahşer halkı gördüğü vakit, günahkar ve mücrimlerin korkusu daha da çok artar. Bu suretle evlat, anne, baba, kardeş, karı ve kocalar, birbirinden kaçmaya başlarlar.
Nafi'nin İbn Ömer (R.A.)'den rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet günü insanlar, analarından doğdukları gibi, çırılçıplak olarak mahşer yerinde bir araya getirilirler.”
Hz. Aişe (R.Anha): “Erkekler ile kadınlar bir arada mı?” diye sorunca, Hz. Peygamber (S.A.V): “Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Aişe (R.A): “Ne kadar çirkin! Birbirlerini görürler.” dedi. Bu sözleri üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) elini omzuna koyarak şöyle buyurdu: “Ey Ebu Bekr'in kızı! O gün hiç kimsenin birbirini görecek vakti olmaz. Herkes kırk yıl boyunca hiçbir şey yemeden ve hiçbir şey içmeden gözlerini göğe dikerek bekleyecektir. Bu uzun bekleyişin sonucu olarak herkes amellerine göre tere batacaktır. Arkasından bir grup melek ortaya çıkarak Arş'ın çevresini sardıktan sonra ALLAH-u Teala'nın emri üzerine "Falan oğlu filan nerede?" diyen bir ses duyulacaktır. İnsanlar bu sesi duyar duymaz hemen başlarını derhal sesin geldiği tarafa çevireceklerdir.
Çağrılan kişi o kalabalık arasından çıkarılacaktır. Adam, ALLAH-u Teala'nın huzuruna varıp dikilince 'Bu adamın elinden zulüm görenler nerede?' diyen bir ses duyulur. Arkasından onun zulmüne uğrayanlar teker teker çağrılarak adamın iyiliklerinden alınıp hakkını yediği kimselere verilir.
O gün, ne gümüş paralar ve ne de sarı paralar geçerli değildir. Sadece şu kural geçerlidir: Haksızlık edenin ya sevaplarından alınarak haksızlığa uğrayana verilir veya haksızlığa uğrayanın günahları haksızlık edenin hesabına geçilir. Haksızlık edenin sevapları karşı tarafa verile verile tükenince bu defa karşı tarafın günahları hesabına devredilir. Adamın iyilikleri tükenince bu defa kendisine: “Haydi! Doğru cehenneme, bugün zulüm sözkonusu değildir.” denir.
Hiç şüphesiz ALLAH kulları arasındaki hesaplaşmayı hızla sonuçlandırır. O gün, ister mukarreb melek, ister peygamber ve isterse şehid olsun, bu çetin hesaplaşmayı gören herkes sadece ALLAH-u Teala'nın koruduğu kimselerin kurtulabilecekleri kanaatine varırlar.” (Buhari)
Seyda Muhammed Konyevi (K.S)
|