iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular » iSLam Konuları » Yaratilis » Ölüm - Ahiret » Üç Sınıf İnsan:
kayit ol

Tags: ,

Üç Sınıf İnsan:


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 02-12-2010, 11:28 AM   #1 (permalink)
isLamForumLari.COM
 SeCReT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 2.363
Konuları:
Cinsiyet:
Tecrübe Puanı: 10
SeCReT is on a distinguished road
Standart Üç Sınıf İnsan:

Ölmek üzere olan "Hâlet-i nezi"deki insanlar üç sınıfa ayrılır:

a- Mukarrebler:

Bunlar Hakk katında yakınlık kazanmış, manevi olgunluğa erişmiş olan sabikun, yani öncülerdir.

Allah-u Teâlâ onlar hakkında Âyet-i kerime'lerinde şöyle buyurmaktadır:

"Ölen kişi Allah'a yaklaştırılanlardan ise; ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti var." (Vâkıa: 88-89)

Bu gibi kimselerin cennette yerini görmeyince, cennet çiçeklerinden bir dal gelip onun kokusunu koklamayınca ruhunun kabzolunmayacağına dair muhtelif Hadis-i şerif'ler vardır.

O kişiye Âyet-i kerime'deki bu müjde verildiğinde Allah-u Teâlâ'ya ulaşmak ister, Allah-u Teâlâ ise onun kendisine ulaşmak istemesinden çok daha sevinç duyar.

Bu gibi kimseler taraf-ı ilâhiden şu hitapla taltif edilirler:

"Ey mutmain olan nefis! Sen O'ndan râzı, O senden râzı olarak dön Rabb'ine. Gir sâlih kullarımın içine, gir cennetime!" (Fecr: 27-28-29-30)

Bu hitap ona hem vefat anında hem de kıyamet gününde söylenir.

Mutmain nefis; Hakk'ta karar kılmış, yakîn serinliğinin yatıştırmış olduğu nefistir.

Allah'ımızdan bizleri de o mübarek kulları ile beraber haşretmesini, onların maiyetlerinde bulundurmasını niyaz eyleriz.

"Ey Rabb'imiz! Ruhumuzu iyilerle beraber al!" (Âl-i imran: 193)

b- Ashâb-ı Yemin:

Bunlar amel defterleri sağlarından verilen müminlerdir. Ruhları alınırken bunlar da bir sıkıntı görmezler.

Âyet-i kerime'lerde şöyle buyuruluyor:

"Eğer sağcılardan ise; 'Ey sağcı! Sana sağcılardan selâm!' denir." (Vâkıa: 90-91)

Can boğaza gelmiş durumdaki mümin o selâmı kemâl-i meserretle alır ve rahatlar, dostluğun ünsiyetini hisseder.

Onların bir mükâfatı da meleklerin iltifatlarıdır.

Âyet-i kerime'lerde şöyle buyuruluyor:

"Rabb'imiz Allah'tır deyip, sonra da doğru yolda sebat edenlerin üzerine melekler iner ve derler ki:

(Ölümden) korkmayın, (dünyada bıraktıklarınızdan dolayı da) tasalanmayın, vaad olunduğunuz cennetle sevinin!" (Fussilet: 30)

"Biz dünyada da ahirette de sizin dostlarınızız.

Çok bağışlayıcı, çok rahmet edici Allah'ın bir fazl-u keremi olarak canlarınız neyi isterse hepsi sizindir, ne isterseniz hepsi sizin!" (Fussilet: 31-32)

Melekler böylece onların bu yeni hayata intibakları sırasında onlara yardımcı olurlar. Kabirdeki yalnızlıklarında, Sur'a üfürülüş esnasındaki durumlarda kendilerini teselli edeceklerini, Allah-u Teâlâ'nın kendileri için her türlü üzüntü ve kederden yana emniyet altında olmayı takdir buyurduğunu müjdelerler.

Diğer bir Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"Onlar meleklerin: 'Selâm sizin üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin!' diyerek iyilikle canlarını aldıkları kimselerdir." (Nahl: 32)

Onlar ki, şirkten, şüpheden, her türlü kötülüklerden arınmışlar ve böyle bir takdir ve övgüye lâyık olmuşlardır.

c- İnkârcı Sapıklar:

Yüce Allah'a inanmayan, öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden ve bunun neticesi olarak amel defterleri sollarından verilecek olan kâfirlerin âkıbetleri hakkında da Âyet-i kerime'lerde şöyle buyuruluyor:

"Amma yalanlayıcı sapıklardan ise; işte ona da kaynar sudan bir ziyafet ve cehenneme atılma vardır. Kesin gerçek budur işte!" (Vâkıa: 92-93-94-95)

Bunlar bir başka Âyet-i kerime'de:

"Sonra siz ey sapık yalanlayıcılar!" (Vâkıa: 51)

Diye vasıflandırılarak kötülenmişlerdir.

İlk geldiklerinde onlara çekilecek ziyafet, aşırı sıcaklığından karınları eritecek olan kaynar sudur. Ne fena bir ziyafettir o kaynar su!

Onlar Allah-u Teâlâ'ya ulaşmaktan nefret ederler. Halbuki Allah-u Teâlâ onlarla buluşmaktan daha çok nefret etmektedir.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"İnkâr edip Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kâfir olarak ölenleri Allah aslâ affetmeyecektir." (Muhammed: 34)

Zira küfrün affı yoktur. Ancak dünyada iman etmekle affolunur.

"Melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir sevinç haberi yoktur ve '(size sevinmek) yasaktır yasak!' derler." (Furkân: 22)

Allah-u Teâlâ onlara her türlü sevinçli haberi haram kılmıştır. Müjde ancak müminlerin hakkıdır.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"Nefislerine zulmederlerken meleklerin canlarını aldığı kimseler (ölümü görünce) teslim olurlar.

'Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk!' derler.

Melekler de onlara: 'Hayır! Allah sizin yaptıklarınızı elbette çok iyi bilendir.' diye cevap verirler." (Nahl: 28)

Onlar kendilerini iman şerefinden mahrum bırakarak, göz göre göre felâkete sürüklemişlerdir.

Onların canları cehenneme, öldükleri andan itibaren girecek, kabirlerinde cehennemin sıcak yeli kendilerini kuşatacak, kasıp kavuracaktır.

Melekler canlarını şiddetle ve zor kullanarak, vura vura çıkartmaya çalışacaklar:

"Fakat melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak?" (Muhammed: 27)

Azapları gecikse gecikse, ömürleri sona erene kadar gecikebilir.

Onlar bu âkıbeti kendileri istemişlerdi, kendi elleriyle seçmişlerdi.

"Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ı kızdıracak şeylerin ardınca gittiler ve O'nu râzı edecek şeylerden hoşlanmadılar.

Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır." (Muhammed: 28)

Kâfirin ölüm zamanı geldiğinde melekler kendilerine azabı, cezayı, zincir ve halkaları, cehennemi ve kaynar suları, Rahman ve Rahim olan Allah-u Teâlâ'nın öfkesini müjdelerler.

"Bu zâlimler ölüm dalgaları içinde can çekişirken, melekler de ellerini uzatmış: 'Haydi canlarınızı teslim edin! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve Allah'ın âyetlerine karşı kibirlilik taslamanızdan ötürü, bu gün siz horlayıcı, alçaltıcı azapla cezalandırılacaksınız!' derken bir görsen!" (En'âm: 93)

Kendi ruhlarını çıkarmaya güçleri olmadığı halde, meleklerin bu emirleri azaplarını, hasretlerini artırmak, onları tâciz etmek içindir.

Azap melekleri ise ruhlarının cesetlerinden çıkması için yüzlerine ve kıçlarına şiddetle vururlar.

"Melekler o kâfirlerin yüzlerine ve arkalarına vurarak ve: 'Haydi, yangın azabını tadın!' diyerek canlarını alırken onları bir görsen!" (Enfâl: 50)

O kâfir kimsenin bedeninden ruhu kabzolunurken onun gerçekte ne acılar çektiğini ve ne hasretler içinde gittiğini dışarıdakilerin müşahede etmesi mümkün değildir.

Âyet-i kerime'de: "O anda onları bir görsen?" buyurulmasında büyük ibretler vardır.

Bu ayrılık anında, dünyadan kopmadan ve uzaklaşmadan dolayı öyle bir acı duyar, öyle bir ızdırap çeker ki, yanar da yanar. Bu yanmadan dolayı her türlü nurdan mahrum olarak önünde azaba, ardında lânet olarak o âleme sevkedilir. Yeniden dirilişinde de, mahşer yerinde haşroluşunda da bu minval üzere acılar sürer gider.

"İşte bu, ellerinizin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Yoksa Allah kullara zulmetmez." (Enfâl: 51)

"Ve şüphesiz ki en son varış ancak Rabb'inedir." (Necm: 42)





SeCReT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-12-2010, 12:10 PM   #2 (permalink)
MeRve-
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart

emeğine sağlık hazan Allah razı olsun ..
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-12-2010, 01:55 PM   #3 (permalink)
isimsiz
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart

emeğine sağlık hazan...
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu