İbadetin birkaç yönü vardır: 1. Kul, ibadetle cennete ehil hale gelir. Yani, bakırken altın, gümüş olur. 2. Allah’a karşı mükellefiyetlerini yerine getirir. 3. Hayrın hayır doğurması şeklinde bir “salih daire teşekkül eder” ve bu salih daire insanda ibadet, itaat aşkını uyarır; sonra da böyle devam eder gider.
İçki meselesine gelince: 1. İnsan içki içtikten sonra kıldığı namazları kaza edecek diye açık, sahih bir nass olmadığı gibi, mürsel, merfû, zayıf, metruk bir rivayet de yoktur. 2. Nasıl insan jimnastik yaptığında sağlık ve sıhhat kazanır, insan da namazda yatıp kalkmakla ibadet aşkı kazanır. Ama içki içen insan daha sonra ibadet edince hiç içmeyen gibi olamaz, aynı derecede zevk ve lezzet alamaz. Dolayısıyla, “içki içmiş kişi 40 gün namaz kılamaz”, demenin dînî hiçbir hükmü yoktur; ama yukarıdaki tesiri de düşünmek gerektir. Bu şuna benzer. Bir insan bina için temel atar, duvar örer de bu eve tavan yapmazsa eksik kalır. Aynen öyle de, içkili veya haram lokma yiyen kimse abdest alır, namaz kılarsa, vazifesini yerine getirir ve ona terettüp eden sevabı kazanır; ama binanın çatısı bir ölçüde açık demektir. O, tamamlanınca İlâhî teveccüh de gerçekleşir.