|
isLamForumLari.COM
 Üyelik tarihi: Oct 2009
 Mesajlar: 2.363
 Konuları:
 Cinsiyet:
|
Mi’rac, iman işidir, akıl değil
Peygamberlik makamı aklın ve düşüncenin dışındadır, üstündedir. Aklın eremeyeceği, anlayamayacağı çok şeyler vardır ki, bunlar Peygamberlik makamında anlaşılır. Her şey akıl ile anlaşılabilseydi, Peygamberler gönderilmezdi. Mucize ve keramet de, akıl ile anlaşılamaz, izah edilemez. Bunların hepsi, Allahü teâlânın sonsuz kudreti ile olmaktadır. Mi’rac da, âdet olan işlerin aksinedir. Fakat mucizelerin hepsi böyledir. Bu sebeple imanı olanların, Mi’rac mucizesine inanması lazımdır. Hazret-i Ebu Bekir, Allahü teâlânın sonsuz kudretini ve Peygamber efendimizin de, Onun Peygamberi olduğunu iyi anladığı için, Mi’racı, herkes inkâr ederken veya tereddüt geçirirken o, hemen ve tereddüt etmeden tasdik etti ve Sıddîklık makamına yükseldi. Çünkü Mi’racı kabul etmek, inanmak, aklın bittiği ve imanın başladığı yerdir.
Resulullah efendimiz yatağında iken uyandırılıp, mübarek bedeni ile, Mekke şehrinden Kudüs’teki Mescid-i aksaya ve oradan göklere ve yedinci gökten sonra, Allahü teâlânın dilediği yerlere götürüldü. Mi’raca, böylece inanmak lazımdır.
Resulullah efendimiz, Mekke-i mükerremeden Sidre-tül-müntehaya kadar, Cebrail aleyhisselam ile birlikte gitti ve burada Cebrail aleyhisselamı, altı yüz kanadı ile kendi şeklinde gördü. Mekke’den Kudüs’e kadar veya yedinci göğe kadar, Burak üstünde götürüldü. Resulullah efendimiz, Mescid-i aksada, Peygamberlere imam olup, yatsı yahut sabah namazını kıldırdı. Kudüs’ten yedinci göğe kadar Mi’rac adındaki bilinmeyen bir merdivenle bir anda çıkarıldı. Yolda melekler, sağa sola dizilmiş, Resulullahı medh-ü sena ederlerdi. Sidre’de şaşılacak çok şeyler gördü. Cennetteki nimetleri, Cehennemdeki azabları gördü. Hadis-i şerifte; (Mi’rac gecesi göğe götürülürken insanlar gördüm. Ateşten makaslarla dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını Cebrail’e sordum. Ümmetinin hatiplerinden, vaizlerinden, kendilerinin yapmadıklarını yapınız diyenlerdir dedi) buyuruldu.
Peygamber efendimiz, mi’rac gecesinde, Adem aleyhisselamı birinci semada, İsa aleyhisselam ile Yahya aleyhisselamı ikinci semada, Yusuf aleyhisselamı üçüncü semada, İdris aleyhisselamı dördüncü semada, Harun aleyhisselamı beşinci semada, Musa aleyhisselamı altıncı semada, İbrahim aleyhisselamı da yedinci semada gördü.
Resulullah efendimiz, cenâb-ı Hakkın cemalini görmek arzusundan ve zevkinden, Cennetteki nimetlerin hiçbirine bakmadı. Sidre’den ileriye, yalnız olarak, nurlar arasında ilerledi. Zamansız ve mekansız olarak, ahirette Allahü teâlânın görüleceği gibi, anlaşılamayan ve anlatılamayan bir halde, Allahü teâlâyı gördü. Harfsiz ve sessiz olarak, Allahü teâlâ ile konuştu. Sayısız ikramlara, şereflere kavuştu. Kendine ve ümmetine beş vakit namaz farz oldu.
Peygamber efendimize Mi’rac gecesi, Cennette nasib olan rü’yet şerefi dünyaya indikten sonra, dünyanın haline uygun olarak, kendisine yalnız namazda müyesser olmuştur. Bunun içindir ki; (Namaz müminlerin mi’racıdır) buyurmuşlardır. Başka bir hadis-i şerifte de; (İnsanın Allahü teâlâya en yakın olması namazdadır) buyurulmuştur.
Onun yolunda, tam izinde giden büyüklere o rü’yet devletinden, bu dünyada büyük pay, yalnız namazda olmaktadır.
Bir kimse, Peygamber efendimize uyarak, şartlarını gözeterek namaz kılarsa, Resulullah efendimiz gibi, Allahü teâlâya yaklaştıran makamlarda yükselir. Peygamber efendimiz; (Namazda, kul ile Allahü teâlâ arasındaki perdeler kalkar) buyurmuştur.
Bu sebeple her Müslümanın, bunları düşünerek, namazı şartlarına uygun olarak kılmaya dikkat etmesi lazımdır. Çünkü namaz, müminin mi’racıdır.
Netice olarak, bütün bunların bir kısmı âyet-i kerimelerle, bir kısmı da hadis-i şeriflerle haber verilmiştir. Hepsine inanmak vacib değil ise de, Ehl-i sünnet âlimleri bildirdiği için, bu haberleri kabul etmeyen, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur. Âyet-i kerimeye veya hadis-i şeriflere inanmayan ise, kâfir olur.
|