Efendimiz (s.a.v) ashabına, “Yola hakkını veriniz” buyurur Ashap, “Ya Rasulallah, yolun hakkı nedir?” diye sorduklarında Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap verir: “Haramdan göz çevirmek, halka eza vermekten kaçınmak, selam verenin selamını iade etmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak, sorana yol göstermek, mazluma yardım etmektir” buyurur.
Yolda yürürken önemsemeden yapılabilen davranış hataları, Efendimiz’in “ Halka eza vermemek” sözüyle nasıl da ters düşer. Örneğin, çoğumuzun, yolda sakince ilerlemekteyken, dikkatsiz biriyle çarpışıp ağır bir darbe almışlığı vardır. Üstelik özür dilemeyi bırakın, bir de suçlanıp, önümüze bakmamız konusunda ihtar almış bile olabiliriz bu tip kişilerden. Bunun yanı sıra, hem yürüyüp hem de bağırış çağırış telefonla konuşan kişiler ya da elindeki çikolata kağıdını yere atan çocuğuna duyarsız kalan ebeveynler bize pek de yabancı gelmez. Bir de elindeki çöpü sokağın ortasına bırakıveren büyükler vardır tabi, onlara söyleyecek söz bulmakta zorlanıyoruz doğrusu!
Benzer manzaralarla karşılaşmamız için dışarıda ufak bir gezintiye çıkmamız yeterli olacaktır. Malumunuz, trafik kuralları yayalar için de geçerlidir, sadece taşıtlar için değil. Oysa bazı aceleci kişiler henüz yayalara kırmızı ışık yanmaktayken sabredemeyip yola fırlar ve gelen arabaları el hareketiyle yavaşlatıp karşıya geçer. Bu son derece alışıldık bir manzara olsa da, bir o kadar tehlikelidir. Bunun yanı sıra, çift yönlü olarak kullanılan merdivenlerde, yukarı çıkılıyorsa da aşağıya iniliyorsa da sağ taraf tercih edilmelidir. Bunu herkes bilir. Fakat bu kuralı umursamayan üç- dört kişilik bir grubun merdivenleri enlemesine kaplayıp, inenleri göğüsleyerek yukarı çıkmaya çalıştıklarını sıkça görebiliriz.
Bu tür davranışlarla öncelikle kul hakkına girildiğinin farkında olunmalı. Özür dileyip helalleşmeden affı olmayan kul hakları, böyle basit gibi görünen durumlarda dahi karşımıza çıkabiliyor. Ve ne yazık ki hatamızın farkına varmış olsak da, gelip geçenlerle helalleşmek pek mümkün olamıyor.