Göz, eşyayı ve renkleri görmek için yaratıldı. Renkler olup da onu görecek göz olmasaydı, renklerin bir faydası olmazdı. Işık olmasaydı göz göremezdi. Çünkü ışık, göz ile eşya arasında bir vasıtadır.
Göz tabaka tabakadır ve her tabakanın kendine has bir özelliği vardır. Bu tabakalardan biri yok olsa veya bozulsa göz görmez olur.
Allah-u Teâlâ kudretinin kemalini ve insanlar üzerindeki tasarrufunun pek geniş olduğunu bildirmek için Âyet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır:
"Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yol bulmaya çalışırlardı. Fakat nasıl görebilirlerdi ki?" (Yasin: 66)
Elbette göremezler. Halbuki insanlar Yaratıcı'nın kudret eserlerini görüyorlar, yollarını takip edebiliyorlar. Binaenaleyh bunun şükrünü yerine getirmeleri gerekmez mi?
Beyine bir anda birbuçuk milyon bilgi ileten göz, ışığını almak üzere yüz otuz milyon sinir uçlarından meydana gelmiştir. Bu da hiç şüphesiz ki ilâhî kudretin harikalarındandır.
Birisi ona: "Gözlerini bana sat, sana şu kadar para vereceğim." dese, kişi acaba satmayı düşünür mü?
Gözü çevreleyen göz kapak uçlarının özelliğine bir bak! Gözü toz gibi şeylerden korumak için onda ne büyük sürat var! Bunlar ihtiyaç hissedildiğinde anında açılıp kapatılabilen kapılar gibidir. Onları yüze güzellik versin ve gözleri korusun diye yaratmıştır. Kirpikler pek çok olmadıkları halde gür görünürler. Baş ve sakal kılları, çok veya az olsun yine de bir güzellik alâmetidirler.