Duyu organları vücudun dış dünyaya açılan pencereleridir. Gözle görülür, kulakla duyulur, burunla koku, dil ile tat alınır. Deri ile de sıcak ve soğuk, yumuşaklık ve sertlik hissedilir.
Duyu ile duyular arasında vasıta olan aracıları da düşün ki, duyu ancak böyle tamam olur. Işık ve hava bunlardandır. Işıkla görülen maddeler ışıksız idrak edilemez, çünkü ışık göz ile eşya arasında bir vasıtadır. Eğer hava olmasa sesi işitmek mümkün olmazdı, çünkü sesi kulağa taşıyan havadır.
Duyu organları bir nevi haber alıcıdırlar. Bu haberler, sinirler yoluyla beyne ulaştıktan ve burada değerlendirildikten sonra bir mânâ ifade ederler.
Her duyu organı için beyinde ayrı bir idare merkezi kabul edilmektedir. Dolayısıyle bu merkezlerden birinin ârızalanması halinde, merkeze bağlı organ sağlam dahi olsa, vazifesini yapamamakta ve gelen haberler hiç bir işe yaramamaktadır. Beyne haber toplayan organ ârızalı olduğu zaman ise, beyindeki idare merkezi sağlam bile olsa, bu haberleri ilgili merkeze gönderemeyeceğinden yine duyu faaliyetleri gerçekleşemez.