Vücutta cereyan eden ve metabolizma adı verilen hadisenin yürümesi için alınan gıdaların yakılarak enerji elde edilmesi gerekir. Gıdalarda depo edilmiş enerjinin açığa çıkması ise oksijenle yakılmasına bağlıdır. Bu bakımdan akciğerler, havadaki oksijeni rahatlıkla alabilecek tarzda bronş ve bronşcuklar şeklinde dallara ayrılmış, son kısımları ise "Alveol" adı verilen küçük ve küre şeklindeki odacıklarla, çok geniş bir satıh teşkil edecek şekilde bir yapıda yaratılmıştır.
Bu ince ve nemli organların solunumu rahat yapabilmesi için, dıştaki havanın akciğer alveollerine geldiğinde, hiçbir toz parçası ihtiva etmemesi ve nemlenmiş olması gerekir. Zira kuru havanın içindeki oksijenin, alveollerin zarından kana geçişi zordur.
Solunumun yapıldığı asıl yer akciğer alveolleri olduğu halde, havanın buraya gelinceye kadar geçeceği yolların da çeşitli hususiyetlere sahip olması gerekir. Burundan itibaren yutak, gırtlak, nefes borusu ve bronşlardan alveollere kadar uzanan bu hava yolları boyunca yerleştirilen çeşitli yardımcı organlarla teneffüs edilen havanın kalitesi ayarlanır ve akciğerlere gereken özellikte hava yollanır.
Teneffüs edilen havanın içinden her şeyden önce toz, duman gibi kirlilik yapan şeylerin bulunmaması gerekir. Bu sebepten burun içindeki kıllar süzücü bir filtre gibi yerleştirilmiş olup havadaki parçacıkları mukus salgısı ile birlikte tutarlar.
Dakikada 6 litre havayı ısıtıp nemlendiren ve içindeki tozlardan temizleyen Allah-u Teâlâ'nın bu tecelliyatı sayesinde teneffüs edilen hava, akciğerlerin kullanacağı şekilde hazırlanmakta, böylece rahatlıkla nefes alıp vermek mümkün olmaktadır.
Hücrenin en önemli ihtiyacı oksijendir. Oksijensiz kalan bir hücre yedi-sekiz dakikadan fazla yaşayamaz. Çok hassas olan beyin hücreleri daha önce ölürler.
Hücreler, oksijen ihtiyacını kandan, kan da akciğerlerden temin etmektedir. Bu alışverişi temin eden sisteme "Solunum sistemi" adı verilmektedir.
İnsan nefes aldığı zaman hava, ağız ve burun yolu ile genize ve oradan da nefes borusunun kanalı ile akciğerlere ulaşır. Ağız ve burundan geçen hava hem ısınır hem de nemlenir.
"O görülmeyeni de bilir, görüleni de bilendir. Çok büyüktür, yücedir." (Ra'd: 9)