Sindirim Sistemindeki İlâhî Hikmetler
Hücrelerin, oksijenden ayrı olarak gıdaya da ihtiyacı vardır. Kendilerine lazım olan gıdayı kandan, kan ise yenilen besinlerden elde eder. Bu alışverişi temin eden sisteme "Sindirim sistemi" adı verilmektedir.
Mide, sindirim sisteminin bir parçasıdır. Yemek borusu ile on iki parmak bağırsağı arasında, karın boşluğunun sol tarafında bulunur. Dışta karın zarı bulunur, orta zar kas dokusundan yapılmıştır, içte de mukoza denilen iç zar bulunur. Mide, yutulan besinleri sindirime elverişli hale getirir. Çeşitli salgılarla besinleri sindirime hazırladığı gibi, çeşitli hareketlerle de yutulan besinleri yoğurur.
Allah-u Teâlâ insan hayatının devamı ve bekasının sebebi olan gıdaları sindirecek sindirim yollarını koymuş, uzuvlarını tam gıda alabilecek kabiliyette yaratmıştır.
Gıdalar devamlı alındığı halde insan vücudu normal olarak kalmaktadır. Eğer gıdalar sarfedilmeyip vücutta devamlı birikmiş olsaydı, beden anormal irilik gösterir, hareket kabiliyetini kaybederdi.
İnsan ağzına aldığı bir yiyeceği çiğner, bu arada tükürükle karıştırarak yutar, yemek borusuna gönderir. Yemek borusundan mideye giden yiyecekler, burada mide tarafından salgılanan eritici ve çözücü kimyevî sıvılarla karbonhidratlar, daha sonra da yağlar mideden ayrılarak, oniki parmak bağırsağı vasıtasiyle ince bağırsaklara geçerler. İnce bağırsaklarda da bir takım kimyevî sıvılar tarafından iyice parçalanan gıdalar, suda eriyecek seviyeye ulaşırlar. İnce bağırsak zarı tarafından emilen bu erimiş gıdalar, kılcal damarlar yoluyla kana karışır. Mideden ince bağırsaklara geçen gıdaların erimeyen kısmı posa olarak kalın bağırsaklara gönderilir. Nihayet buradan da dışarı atılır.
İşte bu ilahî nizam, Allah-u Teâlâ'nın kullarına olan apaçık şefkat ve merhametini gösterir.
|