iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular » iSLam Konuları » Islami Konular Ve Kaynaklar » İslâm; Farz İbadet ve Amelle Kaimdir.
kayit ol

Tags: , , ,

İslâm; Farz İbadet ve Amelle Kaimdir.


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 03-30-2010, 03:04 PM   #1 (permalink)
isLamForumLari.COM
 SeCReT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 2.363
Konuları:
Cinsiyet:
Tecrübe Puanı: 10
SeCReT is on a distinguished road
Standart İslâm; Farz İbadet ve Amelle Kaimdir.

Temizlik,
Abdest ve Gusül:

Müslümanlık temizlik üzerine kurulmuştur. Bütün fıkıh ve ilmihâl kitaplarında "Taharet- Temizlik" başlığı altında İslâm fıkhındaki temizlik düsturları sayfalarca anlatılır. Her müslüman bu hükümleri bilmek ve uygulamakla mükelleftir.

İslâm'ın temizliğe verdiği önemin en büyük ispatı, abdest ve gusüldür.

Dinimiz, sağlığımız veya dini görevlerimizle ilgili her hususta temizliğe dikkat etmemizi emretmiştir.

Âyet-i kerime'de:

"Allah temizlenenleri sever." buyurulmuştur. (Tevbe: 108)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz temizliği imanın yarısı saymış, temiz olanın rızkının genişleyeceğini, sağlık kazanacağını bildirmiştir. Aynı zamanda elbise ve vücut temizliğini, ev ve mesken temizliğini, yol temizliğini, bilhassa diş temizliğini teşvik etmiştir.

İslâm dini temizliği ibâdet haline getirmiştir. Namaz kılmak isteyen kimsenin vücudunda, elbisesinde ve namaz kılacağı yerde, pislik varsa bunları temizlemesi şarttır. Her gün beş vakit namaz kılarken abdest almak, gerektiği zaman boy abdesti alıp bütün vücudu yıkamak, ibâdetin ilk şartlarıdır. Bu temizlik yapılmadan hiçbir ibâdet makbul değildir. Elbisesi, bedeni veya namaz kılacağı yer temiz olmayan kimse namaz kılamaz. Namaz İslâm'ın, temizlik de namazın şartıdır.

"Ey inananlar! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın." (Mâide: 6)

Allah-u Teâlâ Kur'an-ı kerimin şerefini, nezâfetini, ona tâbi olmanın mecburiyetini duyururken, temizlenmeyenlerin, abdesti olmayanların ona el süremeyeceklerini beyan ediyor:

"Muhakkak ki o, elbette çok şerefli bir Kur'an'dır.

Koruma altında olan bir kitaptadır.

Temizlenmiş olanlardan başkası ona el süremez."(Vâkıa: 77-79)

Onun âyetleri Allah-u Teâlâ'nın hıfz-u himayesindedir, bâtıl hiçbir surette ona ulaşamaz.

Mushaf-ı şeri'in kendisine abdestsiz dokunulamadığı gibi, ahlâk-ı zemimeden, hayvânî sıfatlardan arınmamış, hürmet ve tazîm nuru ile parlamamış olan kalpler de Allah kelâmının hakikatini anlayamaz. Hakiki mânâsına da nüfuz edemez.

Bir müslüman temizliğe o kadar riayetle mükelleftir ki ihtiyacını giderdikten sonra istibra ve istincasını yapar. Yani büyük ve küçük abdestten temizlenir. Elbisesine küçük abdest bulaşmasını engellemek için tedbirler alır. Su ile temizlenir.

Kâfirler ise ne taharet bilir, ne de abdest. Bugün Avrupa'da hemen hiçbir tuvalette taharet musluğu yoktur. Bu pislik memleketimize de sirayet etmeye başladı. İslâm'dan, İslâm'ın nezafetinden nasibdar olmayanların yaptığı bazı binalarda aynı şeyleri görür olduk.

Bir Hadis-i şerif'lerinde de şöyle buyuruyorlar:

"Temizlik imana dâvet eder. İman da sahibi ile birlikte cennettedir." (Taberânî)



Namaz:

Allah-u Teâlâ'ya iman ettikten sonra müslümanların yerine getirmeleri gereken farzların başında namaz gelir.

Allahu Teâlâ, nasıl ki:

"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" (Hûd: 112)

Diye emrettiği gibi, namazı da "dosdoğru" kılmamızı emir buyurmaktadır:

"Namazı dosdoğru kılın. Şüphesiz ki namaz, müminlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır." (Nisâ: 103)

Namaz Rabb'imizin bitmez-tükenmez ihsan ve ikramlarına karşı şükran ve tâzimlerimizi sunmak için kalbimiz, dilimiz ve bedenimizle yaptığımız bir ibâdettir. İmanın alâmeti, müminin miracıdır.

"Hepiniz Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız. Namazı kılınız. Müşriklerden olmayınız." (Rum: 31)

Kur'an-ı kerim'de ve Hadis-i şerif'lerde namaza dair pek çok emir ve tavsiyeler vardır. Namaz kılanların Allah-u Teâlâ'nın pek büyük lütuflarına ereceklerine dair müjdeler olduğu gibi, kılmayanlar hakkında da pek elim azaba uğrayacaklarına dair ihtarlar vardır.

Bir Âyet-i kerime'de:

"Huşû ile namaz kılan müminler, âhiret azabından kurtuldular." (Müminûn: 1-2)

Buyurulduğu gibi, diğer bir Âyet-i kerime'de de günahkârlara: "Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye uzaktan uzağa sorulduğu zaman:

"Biz namazımızı kılmıyorduk!" diyecekleri haber verilmektedir. (Müddessir: 43-47)

Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, namazlar vakit aralarındaki günahlara kefarettir.

Bir müslümanın üzerine beş vakit namaz kılmak farz olduğu gibi, beş vakit namazı muhafaza etmek de farzdır.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde:

"Namazları ve orta namazı muhafaza edin, gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun." buyuruyor. (Bakara: 238)

Namazın faziletine nihayet yoktur.

Allah-u Teâlâ'nın emri olan namaz, zekât, oruç, zikrullah gibi ibadetler aynı zamanda bir temizlenme, arınma vesilesidir.

"Tâ ilk günden takvâ üzere kurulan mescidde namaza durman daha lâyık ve uygundur. Orada temizlenip arınmayı seven erkekler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever." (Tevbe: 108)

"Temizlenen ve Rabb'inin adını anıp namaz kılan kurtulmuştur." (A'lâ: 14-15)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de Hadis-i şerif'inde şöyle buyurur:

"Beş vakit namazın benzeri birinizin kapısı önünde akmakta olan ve her gün beş kere içine dalıp yıkandığı suyu bol ırmak gibidir." (Müslim)

Allah ve Resul'ünün iman ve ibadetleri temizlenme yolu olarak göstermesinde büyük ilâhî hikmetler vardır.

Şirk ve küfürden, isyan ve günahlardan temizlenen, kalbi ve diliyle Rabb'ini zikredip beş vakit namazını kılan kimse dalâletten kurtulmuş, karanlıklardan aydınlığa çıkmış, pislikten temizliğe kavuşmuş olur.

"Sen ancak görmediği halde Rabbinden korkanları ve namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenirse, o ancak kendi menfaati için temizlenmiş olur. Dönüş Allah'adır." (Fâtır: 18)

Temizlenmelerinden dolayı Allah-u Teâlâ onları en güzel bir şekilde mükafatlandırır.



Zekât ve Sadaka
Malı ve Sahibini Temizler:

Allah-u Teâlâ Kur'an-ı kerim'inde namaz kılmayı emrettiği her Âyet-i kerime'de zekât vermeyi de emir buyurmuştur:

"Namazı kılın, zekâtı verin. Allah'a sarılın." (Hacc: 78)

Allah-u Teâlâ farz kıldığı sadakaya, kalbi temizlediği için, temizlik mânâsına gelen zekât ismini vermiştir.

Âyet-i kerime'sinde şöyle buyurur:

"Onların mallarından sadaka (zekât) al ki, bununla kendilerini temizlemiş, bereketlendirmiş olasın." (Tevbe: 103)

Zira zekât ve sadaka, kişilerin kalbini cimrilik, hırs, tamah... gibi kötülüklerden korur.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:

"Zekâtı vermek suretiyle malınızı muhafaza ediniz. Fakirlere sadaka vererek hastaları tedavi ediniz. Duâ ve tazarru ile belâ ve musibetleri reddediniz." (Münavi)

Zekât malı temizlediği için bu ismi almıştır. Kuyudan su çektikçe yerine su geldiği, budanan bağların daha çok üzüm verdiği gibi, zekât da malı hem temizler hem de bereketlendirir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır:

"İnsanlardan mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir fâiz, Allah katında artmaz. Fakat Allah'ın rızâsını dileyerek verdiğiniz zekâta gelince, o böyle değildir. O zekâtı veren kimseler (sevaplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır." (Rûm: 39)

İyiliklerinin karşılığı kat kat verildiği gibi Allah-u Teâlâ bereketi ile zekât verenlerin mallarını artırır.

Zekât fakirlerden önce zenginlerin menfaatinedir. Çünkü hem kat kat sevap kazanıyorlar, hem malları bereketleniyor, hem de malları zekâtla korunmuş oluyor.

"O ki temizlenip arınmak üzere malını hayra verir. Onda hiç kimseye verilecek bir minnet borcu yoktur. (Verdiğini) yüce Rabbinin rızâsını kazanmak için verir."(Leyl: 18-20)

Allah-u Teâlâ zekât verecek kadar zengin olan müslümanların mallarının belli bir miktarını fakirlere tahsis etmiştir. Bunun içindir ki zekâtı verilmeyen malda fakirlerin hakkı vardır.

Zekât ve sadaka malı temizlediği gibi haksız yere elde edilen mal da hem "Pis" ve "Necis"tir, hem de çok büyük bir günahtır:

"Yetimlerin mallarını verin. Temizi pis olanla değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır." (Nisâ: 2)



Çok Mühim Bir İbâdet;
Helâl Lokma:

Haram ve murdarla bina edilen vücut sahibini haram ve murdar işlere cezbeder.

Bugün maalesef en az riayet edilen emir; helâl ve harama riâyettir. Zirâ ilâhî emaneti, vücudunu pis'lerle dolduran bir kimse ilâhî rahmete nâil olamaz.

Helâl lokma yiyebilmek için bugün müslümanların üzerinde durması gereken en mühim meselelerden birisi de, hayvan kesiminde Besmele ve etleri yenilip yenilmeyen hayvanların bilinmesi hususudur.

En'âm sûresi 145. Âyet-i kerime'sine göre, kendiliğinden ölmüş hayvan leşi, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesilmiş hayvanlar olmak üzere haram yiyecekler dört sınıftır.

Mâide sûresi 3. Âyet-i kerime'sinde ise boğulmuş, bir yerine taş veya sopa vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanmış, putlar adına boğazlanmış hayvanları yemenin ve fal okları ile kısmet aramanın haram olduğu bildirilmektedir.

Boğulmak, başına tokmak vurulmak, bir yerden yuvarlanmak, süsüşmek, yırtıcı hayvan tarafından yaralanmak... gibi bir sebeple ölmek üzere bulunan hayvan yetişilerek kesilirse eti yenir.

Hayvanı keserken Allah'ın ismini anmak vaciptir. "Bismillahi Allahu Ekber" demek ise müstehaptır, daha faziletlidir.

Allah-u Teâlâ çok açık bir hüküm olarak Âyet-i kerime'lerinde şöyle buyurmaktadır:

"Allah'ın âyetlerine inanan müminler iseniz, üzerlerine Allah'ın ismi anılmış (Besmele ile kesilmiş) hayvanlardan yiyin." (En'âm: 118)

Allah-u Teâlâ'ya iman edenler O'nun helâl kıldığını mübah bilirler, ondan istifade edebilirler, haram kıldığından da kaçınırlar. Bu, gönüllerindeki köklü imanın gereğidir.

"Kesilirken Allah'ın adı anılmayan hayvanlardan yemeyin. Çünkü onu yemek muhakkak ki bir fısktır, Allah'ın yolundan çıkmaktır." (En'âm: 121)

Besmelesiz kesilen hayvanı yemenin zararının ve bir cezâsının olduğunu muhakkak biliniz.

Dikkat edilirse arzettiğimiz bu beyanlar Allah-u Teâlâ'nın emir ve hükümleridir. Kim bu ilâhî hükümleri inkâr ederse kâfir olur.

"İmân-ı kâmil haramdan, tama'dan uzaktır." (Münâvî)



Cihad ve Şehitlik de
Tertemiz Yapıp Arıtan Bir Vâzife ve Ecirdir:

"Biz o sevinçli ve kederli günleri insanlar arasında (bazen lehe bazen aleyhe) döndürür dururuz. Bu da Allah'ın, ihlâslı ve azimli müminleri ayırdetmesi, içinizden şehidler edinmesi içindir. Allah zâlimleri sevmez.

Bir de müminleri tertemiz yapıp arıtması ve kâfirleri mahvetmesi içindir.

Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenlerle etmeyenleri, sebat edenlerle etmeyenleri belli etmeden cennete girivereceğinizi mi sanıyordunuz?" (Âl-i imran: 140-142)

Bu Âyet-i kerime gösteriyor ki Allah için yapılan her ibadet gibi cihad da aynı zamanda bir temizlenme ve arınma sebebidir.



Kalp ve Nefis Temizliği:

Allah-u Teâlâ insanın kalbine bakar.

"O gün ne mallar fayda verir ne de oğullar.

Meğer ki Allah'a tamamen sâlim ve temiz bir kalp ile gelenler ola." (Şuarâ: 88-89)

Dünyada övünme vesilesi yaptığınız hiçbr varlığınız ahirette size bir fayda sağlamaz. Hiç kimse kendisini malıyla veya başka bir şeyle kurtaramaz. Orada insana fayda verecek olan "Sâlim ve temiz bir kalp"tir.

Kalp temizliği çok mühimdir. Dünya muhabbeti kalpteki en büyük kirlerin başında gelir. Bir müslüman kalbini bu kirlerden temizlemekle meşgul olmalıdır. Bu meşgul olma yolu zühd ve takvâ yoludur.

"O gün cennet takvâ sahiplerine yaklaştırılır.

Cehennem de azgınlara gösterilir.

Onlara denilir ki: "Taptıklarınız hani nerede?" (Şuarâ: 90-92)

Cehennem ateşinden kurtulmak için kalpleri temizlemek, takvâ yoluna yönelmek lâzımdır.

"Nefsini tertemiz yapıp arındıran felâh bulmuş, kurtulmuştur.

Onu kirletip örten kişi ise elbette ziyana uğramıştır."(Şems: 9-10)

Küfürde ısrar edenleri Allah-u Teâlâ takvâ ve tezkiyeden mahrum eder, onu nefsine bırakır, böylece küfür yollarında ömrünü tüketir.

İnsanı Allah-u Teâlâ'dan uzaklaştıran her türlü iş ve muhabbet bir kir mesabesindedir. Bu kir ve pisliklerden temizlenmeye çalışmak lâzımdır.

Bu çalışma yolunun önderleri evliyaullah hâzeratıdır. Onlar kalplerini, nefislerini temizlemek suretiyle Allah-u Teâlâ'ya yakınlık kazanmışlardır. Onlar için hiçbir korku yoktur.

Allah yoluna koyulmak isteyen bir mümin,

"Ey iman edenler! Allah'tan korkunuz ve sâdıklarla beraber olunuz!" (Tevbe: 119)

Âyet-i kerime'si mucibince Allah dostu, sadık kullarla beraber olmanın yollarını araştırmalıdır.

Ancak ortalığı sahteler kapladığı için çok dikkat etmek lâzımdır. Kişinin ebedî hayatı mevzu bahistir.



İlâhi Emirler Bir Nimettir,
İnsanı Temizler:

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde şöyle buyurur:

"Allah size herhangi bir zorluk vermeyi istemez. Fakat O, temizlenmenizi ve üzerinize olan nimetini tamamlamak ister." (Mâide: 6)

Allah-u Teâlâ'nın emirlerine riâyet bir zorluk değil, bir nimettir, bir temizlenme vesilesidir. Bunu böyle bilmek lâzımdır. Nefsimize ağır gelmesi onun kötüye ve küfre meyyal olmasındadır. Nefis ve şeytan insana kötüyü, pisi temiz göstermeye çalışır.

"Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o, hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, içinizden hiçbirinizi temizlemezdi. Fakat Allah dilediğini temizler. Allah işitendir, bilendir." (Nûr: 21)

Lütuf ve rahmetiyle tevbe etmeye muvaffak kılmak ve tevbesini kabul etmek suretiyle günahtan arındırır.

Temizleyen O'dur. Bütün iyilikler O'ndan, bütün kötülükler ise kendi nefsimizdendir.





SeCReT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-30-2010, 06:03 PM   #2 (permalink)
MeRve-
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart

Emeğine sağlık hazan ..
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu