![]() |
|
![]() |
| Tags: amel i, iman, slih |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
isLamForumLari.COM
![]() |
İman mutlak tasdiktir. Söylenen sözü kendi isteği ile kabullenmek, gönülden benimsemek, şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin olarak içten inanmak, teslim olmak, karşıdakine güven vermek demektir.
İslâm dinine göre ise; Allah-u Teâlâ’nın varlığına birliğine, Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’ın O’nun kulu ve peygamberi olduğuna ve onun Allah-u Teâlâ tarafından bize getirip tebliğ ettiği esas ve hükümlerin doğru ve gerçek olduğuna tereddüt etmeden kesin olarak inanmaktır. İslâm dinine girmenin ilk şartı olan bu iki esas “Kelime-i Şehâdet” de toplanmıştır. Kelime-i Şehâdet’i kalp ile tasdik edip dili ile de söyleyen bir kimseye “inanmış” mânâsına gelen “Mümin” adı verilir. İman kalbî ve vicdanî bir durumdur. İmanın esası kalpte olan tasdiktir. Allah-u Teâlâ münâfıklar hakkında Âyet-i kerime’sinde: “Ey Peygamber! Kalpleri iman etmediği halde ağızları ile inandık diyenlerle, yahudilerden küfür içinde koşuşanlar seni üzmesin.” buyurarak, imanın kalbin tasdiki olduğunu belirtmiştir. (Mâide: 41) Dil ile inandıklarını söyleyip de kalbiyle tasdik etmeyenler hakkında da şöyle buyuruyor: “Bedevîler iman ettik dediler. De ki: Siz iman etmediniz, bari müslüman olduk deyin. İman henüz kalplerinize yerleşmedi.” (Hucurât: 14) Mümin olmak için, imanın kalbe nüfuz etmesi ve o kimsenin takvâya bürünmesi lâzımdır. Allah-u Teâlâ’nın kendilerinden, kendilerinin de Allah-u Teâlâ’dan hoşnud olduğu kimseler hakkında ise şöyle buyuruluyor: “Onlar o kimselerdir ki, Allah imanı kalplerine yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.” (Mücâdele: 22) “Allah size imanı sevdirdi ve onu kalblerinizde süsledi. Küfrü, fâsıklığı ve isyânı ise çirkin gösterdi. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.” (Hucurât: 7) İşte İslâm dinine göre iman; şehâdet kelimesinde ifade edilen, Hazret-i Allah’a ve Resul’ü Muhammed Aleyhisselâm’a imanla başlar, imanın altı esası olan “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaza ve kadere” kesin olarak inanmakla tam ifadesini bulur. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyururlar: “İmân ile amel birbirinden ayrılmayan iki arkadaştır. Binâenaleyh iman amelsiz, amel imansız bir işe yaramaz.” (Câmiu’s-sağir) • İbadet; Allah-u Teâlâ’yı en büyük tâzim ve sevgi ile anmak, yüceltmek, O’na yaklaşmak için birtakım merasimler ifâ etmek demektir. Yaratılışımızın gayesi de budur. Âyet-i kerime’sinde: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” buyuruyor. (Zâriyat: 56) Bir Âyet-i kerime’de de şöyle buyuruluyor: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb’inize ibadet ediniz ki korunasınız.” (Bakara: 21) İbadetin sahası çok geniştir. Namaz, oruç, zekât, temizlik, cihad, duâ, zikrullah, Allah-u Teâlâ’nın rızâsını kazanmak için yapılan her davranış ibâdetin bölümlerini teşkil etmektedir. Her ibadetin bir hakikati vardır. Zâhirî fıkıh ibadetlerin dış şekliyle uğraşır, bâtınî fıkıh yani tasavvuf da bu şekillerin içindeki hakikati bulmaya çalışır. Allah-u Teâlâ’nın kulları üzerindeki nimetleri her an devam edip gitmektedir. İnsanoğlu yaşadığı sürece, ikram ve ihsanlar devam ettiği müddetçe, şükür ve ibadetler de devam eder. Allah-u Teâlâ: “Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabb’ine ibadet et!” (Hicr: 99) Âyet-i kerime’si ile ibadetlerin devamlı yapılmasını emir buyuruyor. İbadetler Allah’ımız nasıl emretmiş, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz nasıl göstermişse öylece yapılır. Zamanın değişmesi ile ibadetler değişmez, artma ve eksilme olmaz. ![]() ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
| Sistem Bilgisi ve Linkler | Site Durumu |
|
|