![]() |
|
![]() |
| Tags: dilinden, elinden, emin olunan kimsedir, musluman |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
isLamForumLari.COM
![]() |
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet olunduğuna göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde beyan buyururlar:
“Bir adam bir kimseden bir arsa satın aldı. Daha sonra arsada bir küp altın buldu. Küpü alarak arsayı satan adama getirdi. ‘Ben senden yalnız arsayı satın aldım, altın almadım, al şu altınları!’ dedi. Fakat adam almadı: ‘Hayır almam, ben sana toprağı her şeyiyle sattım.’ cevabını verdi. Alırsın almazsın derken mahkemeye düştüler. Hakim de onlara ‘Sizin oğlunuz ve kızınız var mı?’ diye sordu. Bunlardan birisi ‘Benim bir oğlum var.’ Öbürü ‘Benim de bir kızım var.’ dediler. Bunun üzerine hakim ‘Öyle ise bu ikisini evlendirin ve bu altından onlara verin, bir kısmını da kendiniz için sarfedin.’ diye hükmetti.” (Buhari ve Müslim) Altınları ikisi de almıyorlar. Bugünkü durumumuza bakın, şu İslâm’ın güzelliklerine bir bakın! İslâm budur. • Yakın bir arkadaşımız anlattı. Bir arkadaşı tüccar bir arkadaşına gidiyor ve diyor ki: “Bana şu kadar altın lâzım. Bu parayı bana verirsen hayvan alacağım, besleyip büyütüp satacağım. Seninle de ortak olalım.” Arkadaşı “Peki!” diyor, istediği altını ona veriyor. O da gidip hayvan alıyor, besliyor büyütüyor ve satıyor. O parayı getirip o zâtın önüne koyuyor. “Efendim diyor, senin verdiğin o para ile zayıf hayvan aldım, besleyip sattım, yarı yarıya kâr ettim.” O zât “Sen doğrusu çok insafsızlık yapmışsın, ben bu parayı almam.” diyor, hemen kendi parasını çekiyor, diğerine el sürmüyor. Zira fahiş fiyatla satmış... Bunlar İslâm’ın güzellikleri... • Yugoslavya’nın Yenipazar şehrinde olan bir hadiseyi ise şöyle anlattı: Ramazan-ı şerif’te çok muhterem bir hoca efendi geldi, çok güzel vaaz ve nasihat etti. Derken bayram geldi. Düşündük “Bu hocaefendi misafirimizdir, garibimizdir, buna bir sergi toplayalım.” dedik, namazdan sonra sergi topladık. Halk kendisini çok sevdiği için hayli de para toplandı. Parayı vereceğiz, hocaefendi yok. Cemaatle beraber sıyrılmış gitmiş. İki kişi parayı aldı, hocaefendiyi aramaya çıktılar. Nereye gitti nereye gitti derken, bakıyorlar ki o memleketten ayrılmış başka bir memlekete gidiyor. Birinci bayırı aşmış ikinci bayırı aşarken yetişiyorlar. Simit yiyor. Çevirmek istiyorlar dönmüyor. Parayı vermek istiyorlar kabul etmiyor, ancak o memlekete ulaşacak kadar alıyor, gerisini çeviriyor ve simit yiye yiye yoluna devam ediyor. Halbuki o memleket çok misafirperverdir. • Hüsnü Efendi vardı, ondan işitmiştim... Belgrat’ta bir kıraathanede polisler silah araması yapıyor. Hangi masaya gelirlerse o masa ayağa kalkıyor, onun araması yapılıyor. Sonra diğer masaya geçiyorlar. Bir masada müslümanlar oturuyormuş, onlar da kalkınca polis; “Hayır, siz müslümansınız, sizden zarar gelmez, oturun...” diyor. İçlerinden birisine; “sen kalk, müslüman değilsin.” diyorlar. Şapkalı olan bu kimse “ben de müslümanım” deyince; “buna şahit olur musunuz, müslüman olduğuna dair?” diyerek masadaki müslümanlara soruyorlar, onlar da “evet” deyince, “peki sen de otur” diyorlar... Hıristiyanlar kendilerine itimat etmiyor, müslümana itimat ediyor. Fakat şimdi İslâm bu hale geldi. O kadar güzel bir intiba bırakmışlar ki aramaya bile lüzum görmüyor kâfir devleti... İslâm’a güveniyor, kendi milletine güvenmiyor... ![]() ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
| Sistem Bilgisi ve Linkler | Site Durumu |
|
|