Alt 03-22-2010, 01:49 PM   #1 (permalink)
MeRve-
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart Sabir imtihani‏




Hayat bir fırsat ve ganimettir. Harcandığında bir daha ele geçmez. Boşa
gitmemesi, pişmanlıkla bitmemesi için sabır gerekir. Kurtulmanın tek çaresi
sabretmektir.
Kişi, ilk olarak gayeye ermek ve ibadet edebilmek için tahammül
göstermelidir. İbadet nefs için büyük bir zahmet ve ağırlıktır. Kişi,
nefsinin karşı çıkışına ve ibadet lezzetine varamamış olanların hallerine
uymayıp, kötü emsali örnek almayıp sabretmesi lazım gelir. Zira sabır
kulluğun birinci basamağıdır.


İkinci olarak, fedakârlık isteyen taat ve ibadete riya ve gösterişin
katılmamaya da sabretmek gerekir. Riya gibi, gösteriş gibi, ihlâssızlık gibi
ibadeti bâtıl eden hallerden kurtulmak için yine sabır gereklidir.

Üçüncü olarak, sıkıntı, güçlük ve musibetlerle dolu dünya hayatına sabır
lazımdır. Dünyanın kendisi beladır. Allah için olmayan bir dünya hayatı
musibettir. Seni Allah’a götürmeyen dünya, nimet değil musibettir.

İnsan hayatı boyunca türlü meşakkatlere katlanır. Afetler, hırsızlıklar,
uğradığı hakaret ve haksızlıklar... Çocukların, akrabaların ölümü, işlerin
bozulması, iflâslar vs, vs... Türlü türlü musibetler yani. Fakat bütün
bunlar üzücü olmakla beraber, Allah yolunda perde değildir. Kulluk için bir
imtihandır ve bunlara sabretmek lazım gelir.

Allah Tealâ’nın sevgili kulları, en çok da peygamberleri sıkıntı çekmiştir.
Daha sonra veliler, daha sonra da alimler bundan nasibini almıştır. Sıkıntı
çekmek ahiret için olunca müminin sermayesidir, olgunluğuna sebeptir.
Dünyanın kadr ü kıymete değmediğini anlamaya vesiledir.

Rabb-i Zülcelâl bir ayet-i kerimede buyuruyor: “And olsun ki, mallarınız ve
canlarınız hususunda imtihana çekileceksiniz.” (Âl-i İmran, 186).
İmtihanının içine çeşit çeşit belalar, musibetler, dünya hayatının
gidişatı... Kısaca acı tatlı bütün haller girer. Bütün bunlar ibadetten geri
kalmak için değil, aksine yüzü Allah’a çevirmek için, onunla irtibatlı olmak
birer vesiledir.

Sen yüzünü Allah’a çevirir, kulluk etmek istersin. Ama arkadaşların seni
kötü alışkanlıklara, nefsin lezzetlerine çevirmeye çalışır. Dünya sana
musallat olur. Bir bakarsın işlerin yolunda, dünyanın zevki sefası seni
çağırır. Bir bakarsın hayat taş taşımaktan ağır hale gelmiş, içinden
çıkılmaz işler olmuş... Ne olursa olsun, dünyanın da, hayatın da, bizim de
sahibimiz Allah. Öyleyse dünyanın zevkine de ezasına da sabredip, kulluk
etmeye devam edeceğiz.

Kıyamette yaptıklarımız ortaya çıkar. Gençken ölen bir kimse, yaptığı
hatalara karşılık: “Henüz çok gençtim, hayatın tadına varamamıştım..” der.
Ama kendisine denilir ki: “Yusuf Aleyhisselam kadar genç ve güzel mi idin,
insanların nefsî ve şehevî duygularına onun kadar muhatap mı oldun?” Öyle
değil tabii ki...

Bazıları da: “Öyle fakirdim ki, geçim sıkıntısından ibadet edemedim. Eğer
rızkım bol olsaydı, daha iyi kulluk ederdim.” der. Ona da denilir ki: “İsa
Aleyhisselam kadar fakir miydin? O bir gün barınmak için mağaraya girdi,
oradaki ceylan dile gelerek: ‘Ey Allah’ın Nebisi, Allah bu mağarayı bana
mesken kıldı. Sizin mekânınız evlerinizdir.’ deyince oradan da ayrıldı. Taşı
yastık yaptı, toprağı yatak, semayı yorgan yaptı, yattı. Lanetli şeytan
gelip ‘Ya İsa sende mi dünyaya meylettin, yastık olarak taşı kullanıyorsun!’
deyince, o taşı da kaldırıp şeytana fırlattı ve bir daha yastık da
kullanmadı. Dünyadan ayrıldığında ondan geriye kalan bir iğne ve bir ibrik
idi. Sen bu kadar fakir miydin?”

Zenginler huzura getirilir ve onlar da der ki: “Yarabbi sen bize o kadar çok
dünya malı verdin ki, biz bunlarla uğraşmaktan ibadet ve taate zaman
bulamadık.” Onlara da şöyle denir: “Siz Süleyman Aleyhisselam kadar zengin
miydiniz? Ne kadar zengin olursa olsun, sabah namazını kıldıktan sonra
düşkünlerin yanına gider, onlarla otururdu. Dünya malı ne kadar arttıysa da
o bununla meşgul olmadı.”

Mal-mülk, zenginlik-fakirlik, güzellik-gençlik insanı eğriltmez. Eğrilik
kişinin içindedir. Bu yüzden insan bir an önce içini doğrultmaya
çalışmalıdır. Bunun için de Mevlâna Hazretleri’nin söylediği gibi: Güzel ve
kalıcı bir dövmeyle süslenmek isteyen kişinin, dövmecinin iğnesine
sabretmesi gerekir. Kalplerimize nurun, güzelliğin nakşedilmesi de
sabırladır.
 
Alıntı ile Cevapla
Alt 03-27-2010, 03:52 PM   #2 (permalink)
isimsiz
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart

çok güzel bir paylaşım olmuş...emeğine sağlık MeRve-...
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu