iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular » iSLam Konuları » Islami Konular Ve Kaynaklar » Muhabbetullah nedir? İnsan, kime, ne ölçüde muhabbet edecektir
kayit ol

Tags: , , , , , ,

Muhabbetullah nedir? İnsan, kime, ne ölçüde muhabbet edecektir


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 03-21-2010, 06:43 AM   #1 (permalink)
MeRve-
Guest
Mesajlar: n/a
Konuları:
Cinsiyet:
Standart Muhabbetullah nedir? İnsan, kime, ne ölçüde muhabbet edecektir




Muhabbetullah, Allah-ü Teâlâ’nın kemâl ve cemâlini idrak ve takdir oranında
kalpte oluşan ilâhî bir nurdur. Bu muhabbet ile insan ruhu, kederlerden ve
hüzünlerden kurtulur. Safî neşe ve huzura kavuşur. İnsan ruhunu erdeme
ulaştıran sebeplerin en sağlamı, Allah sevgisidir.

Cenâb-ı Hak, insanın kalbine sonsuz bir muhabbet kabiliyeti yerleştirmiştir.
Bu sonsuz muhabbet, ancak zât ve sıfatlarıyla sonsuz kemâlde bulunan Allah
içindir. Yâni, insana lütfedilen bu sevgi kabiliyeti Allah’ı sevmek içindir.

İnsan bir şeyi ya ondaki kemâl, yahut ondan aldığı lezzet ve gördüğü menfaat
için sever. Meselâ, bir Müslüman peygamberleri, evliyaları, irfan ve fazilet
sahibi zâtları, onlardaki “kemalât-olgunluk-erdem” için sever. Kendisine
ihsan eden kimseleri, onlardan gördüğü lütuf ve ikramları için sever. Yediği
yemek ve meyveleri ise lezzetleri için sever. İnsan, aklen ve vicdanen bilir
ki, kemâllerini takdir ettiği, ihsanlarından memnun olduğu ve lezzet aldığı
bütün bu varlıklar Allah’ındır. Hepsini O yaratmıştır. Bunlarda tecelli eden
bütün kemâl, cemâl ve ihsanlar, hep Ondan gelmektedir.

Öyleyse, insan kendindeki bu nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, evvela ve
bizzat Allah’a verecek, diğer bütün muhabbete lâyık zâtları, nimetleri ve
ihsanları da Allah için sevecektir. Bozulmamış her akıl ve vicdan, bu
hakikati kabul eder.

Buna binâen, biz Müslümanlar, başta Peygamberimiz (asm.) olmak üzere, Dört
Halifeyi, Âl-i Beyt’i, bütün sahabe-i kirâmı Allah nâmına, “Allah onları
sevdiği ve sevmemizi istediği” için seviyoruz. Eğer bu zâtları, Allah için
değil de, sırf kendi şahsiyetleri için sevsek, o zaman Hıristiyanların
düştüğü tehlikeye biz de düşmüş oluruz. Zira, onlar Hz. İsa’yı (as.)
Allah’ın bir Resulü, elçisi olarak Allah n----- değil de, - hâşâ - Allah
gibi seviyorlar. onu, Allah’a ortak koşmakla dinden çıkıyorlar.

Her Müslüman, şu konuyu dikkatle göz önüne almalıdır: Kur’ân-ı Kerim,
insanların dünyevî ve uhrevî bütün durumlarına ölçü getirmiştir.
Konuşmalarına, yiyip içmelerine, ticaretlerine ölçü koyduğu gibi, fikir ve
his âlemlerine de ölçüler koymuştur.

Meselâ, konuşmaya ölçü getirmiştir: Müslüman yalan konuşamaz. Düşünce
tarzına ölçü getirmiştir: İnsan Cenâbı Hakk’ın Zâtını, mahiyetini ve nasıl
olduğunu düşünemez. Aynı şekilde Allah’ı sevmeye ve Ondan korkmaya da ölçü
getirmiştir. Allah sevgisinin ölçüsü, “iyi amel işlemek”, Allah korkusunun
ölçüsü ise, “takvâ” yâni günahlardan sakınmaktır.

Konumuzla ilgili olarak “sevgide ölçü” üzerinde biraz durmakta fayda
görüyoruz.

Biz Müslümanlar sonsuz ve şartsız olarak ancak Allah’ı severiz. Sonra
Peygamberimizi (asm.) severiz. Ama, onu (asm.) hâşâ ilah gibi değil,
Allah’ın kulu ve Resulü olarak severiz. Ondaki bütün kemalâtın kendi
zâtından değil, Allah’tan olduğuna iman ederiz. Onun, Cenâb-ı Hakk’ın isim
ve sıfatlarının tecellisine en geniş bir ayna olduğunu bilir ve bu itibarla
kendisini canımızdan, malımızdan ve akrabalarımızdan kısaca her şeyimizden
daha çok severiz.

Allah ve Resulünden sonra diğer peygamberleri, sonra dört halifeyi, sonra
diğer sahabeleri severiz. Sonra da derecelerine göre, bütün evliyaları ve
müminleri severiz... Sonuç olarak, sevgimizde İslâmîyet’in koyduğu ölçülere
dikkat ederiz.

Allah’ı sevmenin nasıl olacağına gelince, bu hususta Kur’ân-ı Kerim şu
ölçüyü koymuştur:


“De ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa hemen bana uyun ki, Allah da sizleri
sevsin ve suçlarınızı affetmekle örtsün. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”
(Âl-i İmrân Sûresi, 31 )


Yukarıdaki ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle buyurulmaktadır:


“Allah’a (c.c.) imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz. Madem Allah’ı
seveceksiniz, Allah’ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise
Allah’ın sevdiği zâta benzemelisiniz. O’na benzemek ise, O’na ittiba etmek
(tâbi olmak)tır. Ne vakit O’na ittiba etseniz Allah da sizi sevecek. Zaten
siz Allah’ı seversiniz; tâ ki, Allah da sizleri sevsin” (Lem’alar, 21)


Bu ayet-i kerime ve izahından anlaşıldığı gibi, Allah’ı sevmenin yolu,
Peygamber Efendimize (asm.) uymaya çalışmaktır. Bir mümin, itikat, ahlâk ve
ibadette Resulüllah’a benzemek ve O’nun getirdiği bütün hükümleri mümkün
olduğu kadar uygulamakla Allah’ı sevmiş olur. Ashâb-ı kirâmın büyüklüğü,
Resulüllah’a tâbi olmakta en ileri seviyede olmalarındadır. Bu vadide, Hz.
Ali (ra.) ve Âl-i Beyt’in de çok özel bir yeri vardır. Öyleyse onları seven
her mümin de, onlar gibi Peygamberimize (asm.) tâbi olmakla sorumludur.
Sonuç olarak, Peygamberimiz (asm.) Allah’ın sevdiği, razı olduğu insan
modelidir. Bir mümin O Rehber-i Ekmel’e benzediği ölçüde Allah’ı sevmiş ve
Onun muhabbetini kazanmış olur.

Peygamberimize benzemek ise, fiilleri, sözleri, ahlakı ve davranışlarıyla
Onun bütün Sünnet-i Seniyye’sine tâbi olmakla mümkün olur.

Buna göre, Sünnet-i Seniyye’ye tam uymak isteyen bir mümin, Resulüllah
Efendimiz (asm.) gibi - farz, vacip, sünnet - bütün namazlarını kılacak,
orucunu tutacak, zengin ise hacca gidecek ve zekât verecek, Kur’an’ı
okuyacak, Onun sevdiklerini sevecek, sevmediklerini sevmeyecek. Onun
ahlâkına mümkün olduğu kadar uymaya çalışacaktır.
 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu