Abdullah b. Ukeym anlatıyor: “Şu mescitte, Abdullah b. Mes’ûd’dan (ra) dinledim, sözlerine başlamadan önce yemin ederek şöyle dedi: “Hiçbiriniz yoktur ki dolunay gecesi o berrak ayla baş başa kaldığı gibi (kıyâmet günü) Rabb’iyle baş başa kalmasın. Böyle bir anda Rabb’i kendisini, ‘Ey Âdemoğlu, bana karşı seni ne aldattı? Âdemoğlu, gönderilen peygamberlerin davetlerine icabet ettin mi? Âdemoğlu, bildiğin şeylerle ne kadar amel ettin?’ diye sorguya çeker.” (Hılye’den) İbn Mes’ûd (ra) diyor ki: “Bilmeyenlerin vay hâllerine! Gerçi Allah dileseydi böylelerine öğretirdi. Bilip de amel etmeyenlerin de vay hâllerine.” Haberi nakleden kişi İbn Mes’ud’un ikinci cümleyi yedi kez tekrar ettiğini söylemiştir.” (İbn Abdilberr’den) İbn Mes’ûd (ra) diyor ki: “İnsanların hepsi güzel söz söyler. İşi sözüne uyan kimse, payına kavuşmuş (sevap kazanmış)tır. Sözleri yaptıklarıyla bağdaşmayan kimse ise yalnız kendi nefsini yeriyor demektir.” Yine Abdullah b. Mes’ûd (ra) diyor ki: “Allah’a dayanan kimseye her kul muhtaç olur. Allah’ın öğrettikleriyle amel eden bir zâtın ilmine de tüm insanlar ihtiyaç duyarlar.” (Camiü Beyani’l-İlm