Ticaret örfünde malın değerinin düşmesine sebep olan kusura “ayıp- defo”, böyle bir mala da “ayıplı veya defolu mal” denir. Satın alınan bir mal veya satış bedelinde, satış sırasında akdi yapanın bilmediği bir kusur bulunduğu takdirde, iki taraftan her birinin kendiliğinden sahip olduğu, akdi bozma veya devam ettirme hakkına “ayıp muhayyerliği” denir. Bu hak, satış sırasında konuşulmasına gerek olmaksızın taraflar için kendiliğinden var kabul edilir. Çünkü mutlak olarak yapılan satım akdi, satılan malın ayıplı ve defolu olmamasını gerektirir.( Mecelle, mad. 336)
Ayıp muhayyerliği hakkı şu hadislere dayanır: “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Bir Müslümanın kardeşine ayıbını açıklamadıkça, ayıplı bir malı satması helâl olmaz.”( İbn Mâce, Ticârât, 45) “Bir kimse için, bir şeyi ondaki eksiklikleri açıklamaksızın satması helâl olmaz. Yine bir kimse için bildiği şeyleri açıklamaması helâl olmaz.”36 “Hile yapan bizden değildir.”( Müslim, İmân, 164; Ebû Dâvûd, Büyû’, 50; Tirmizî, Büyû’, 72)
Ayıp muhayyerliği hakkının doğması için; ayıbın satıştan önce veya satıştan sonra fakat teslimden önce mevcut olması, alıcının bunu bilmemesi, satıcının malın kusurlarından sorumlu olmadığını şart koşmaması ve ayıbın satışı bozmazdan önce yok olmaması gerekir.( Kâsânî, age, V, 275 vd.; İbnü’l-Hümâm, Feth, V, 153; Döndüren, age, s. 87)
Alıcının, malın defosunu öğrendikten sonra rıza göstermesi veya kullanma, tüketme, satma gibi rızaya delâlet eden bir tasarrufta bulunması, muhayyerlik hakkını açıkça düşürmesi, malın telef olması veya alıcının elinde iken yeni bir ayıbın daha eklenmesi, malda alıcının elinde iken üzerine bina yapma, ağaç dikme gibi bitişik artışların meydana gelmesi gibi durumlarda artık mal, ayıp (defo) sebebiyle geri verilemez.( Kâsânî, age, V, 282-284, 287; İbnü’l-Hümâm, Feth, V, 164; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, IV, 82, 85, 89, 94)