![]() |
|
![]() |
| isLam'da Ticaret Ticari işLer Nasıldır ? Peygamber(ASV)sözünde Duran bir Dogru sözlü Tüccari Övmüstür.Dogru sözlü Dürüst bir Tüccar,Peygamberler'le Siddiklar'la ve sehitlerle Birliktedir.(Tirmizi,72:4 ) |
| Tags: bazi, cevaplari, ekonomi, hakkinda, sorular, ticaret |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
~ System Developers
![]() |
ticaret ve ekonomi hakkinda bazi sorular ve cevaplari...
TICARET - EKONOMI SORU: "Bir lokma, bir hirka!" anlayisi hakkinda ne dersiniz? CEVAP: Biz, "Bir lokma, bir hirka!" demiyoruz. Büyüklerimiz de dememislerdir. Ama, dervislerin arasinda bu kanaatte olan insanlar olmustur. Biz tasavvufun esasi olarak, "Kur'an-i Kerim'e ittiba, sünnet-i seniyyeye ittiba ve ahlak-i hamideyi elde etmek, ibadet ve taati yapmak..." diyoruz. Sahabe-i Kiram'in zengini de vardi, fakiri de vardi; paralisi da vardi, parasizi da vardi. Ille parasiz olacak diye bir sey demiyoruz biz... O tasavvufun genel vasfi degildir. Bazi sahislarin görüsleri o tarzda olmus olabilir. Bizim büyüklerimiz o tarzda degildir. Mesela, Ebübekir Siddik Efendimiz ki, silsilemizin basidir, zengindi. Osman-i Zinnüreyn Efendimiz zengindi. Sahabe-i Kiram'dan zengin kimseler vardi. Tabii bu zenginlik onlarda para ve dünya hirsi tarzinda degildi. Allah rizasi için çikartip hepsini verebiliyorlardi. Kazanç yerleri helaldi ve sarf yerleri oldugu zaman, onu da sarf ediyorlardi. Mesela, Aise-i Siddika validemize çok fazla miktarda bir seyler geliyor. Aksama hepsini dagitiyor, yiyecek bir seyleri kalmiyor. Kuru bir kaç seyle iftar edecek durumda oluyorlar. Hizmetçisi diyor ki: "Ya mübarek valide! Birazini da eve biraksaydin da, biz de bir sey yeseydik. Böyle kuru seyle açmasaydik orucu..." deyince; "Eh önceden söyleseydin, onu da yapardik." diyor. Ama dagitiyor. Peygamber Efendimiz de öyle yapmisti. Bizim yolumuz Peygamber Efendimiz'in yoludur. Herhangi bir ifrat, tefrit ve saplanti yoktur. SORU: Vadeli satislarda fiat farki caiz midir? CEVAP: Bu hususta fikih alimlerine sordugumuz zaman, söyledikleri sudur ki: Vadeli satislarda paranin geç gelmesinden dolayi fiati yüksek söylemek mümkündür. Ama, ilk mecliste pazarlik yapilirken: "--Kaç ayda ödeyeceksin?" "--Alti ayda ödeyecegim." "--O zaman bu mali ben sana su kadara satarim." diye bu pazarlik konusmasi olmus oluyor. Akit tamam olduktan sonra, "--Tamam, aldim." "--Sattim..." dedikten sonra o fiat degismez. Alti ay sonra parasini ödeyemese, bir sene sonra ödeyecegim dese, yine o alti ay sonraki para olur. Yani, pazarlik yapip söz kesildikten sonra, fiat degismez. Bu sekilde olursa caiz olur dediler. SORU: Yeni alinan bir arabaya kasko sigortasi yaptirmak caiz olur mu? CEVAP: Olabilir. Çünkü, zaten sigorta yaptirma mecburiyeti vardir. Yaptirmasan, arabayi kullanamiyorsun. Ötekisi --normal sigorta-- bir sarlatanlik, hiç bir ise yaramiyor. Para bosa gidiyor ve o düz sigortayi yapanlar çok büyük karlar elde ediyorlar. Kasko sigortasi, bir zarar oldugu zaman ödenmeye sebep oluyor. Bir yardimlasma mantigiyla olursa, caiz olur. SORU: Turistlere ve yerli halka nazar boncugu satmak caiz midir? CEVAP: Dinen yasaklanmis bir sey oldugundan, caiz degildir. Yasaklanmis bir seyin yayilmasini saglamis oluyor. SORU: Bir Yahudinin isinde çalismakta mahzur var mi?.. CEVAP: Hayir! Is meyhane filan gibi haram bir is degilse, bir Yahudinin veya bir gayrimüslimin isinde bir müslüman çalisabilir. SORU: Mark ve dolara para yatirmak, Türk parasi deger kaybediyor diye onlari saklamak sakincali midir? CEVAP: Bir bakima sakincalidir; çünkü, mark ve dolar da deger kaybediyor. Markin deger kaybetmesi, --benim bildigim-- %5 kadardir. Senede %5 nisbetinde deger kaybediyor. Dolar, %10 nisbetinde deger kaybediyor. Yani sen mark ve dolar aldigin zaman, her sene biriktirdigin markin %5'ini Alman hükümetine hediye etmis oluyorsun; eger dolar biriktirmissen, onun %10'unu Amerika'nin kasasina ayirmis oluyorsun. Bu dogru bir sey degildir. Müslüman bunun suurunda olmali, baska tedbir almali!.. Mahzuru budur. Bu mahzur olmasaydi, hiç deger kaybi olmasaydu, o zaman, "Insanin kendini zarardan korumak için tedbir almasi uygun olur." denilebilirdi. Bu tedbiri baska türlü alsin kardeslerimiz... Hayirli bir yerde çalistirarak alabilir. Deger kaybetmeyen baska seylere yatirarak alabilir. Simdi bizim bildigimiz deger kaybetmeyen, bil'akis deger kazanan sey arsadir. Mümkünse böyle seylere yatirim yapsin. Tek basina alamiyorsa, kardesleriyle birlessin. Bir araya gelip alabilecek duruma gelirler. Onun da hayri, bereketi olur. Müslümanlari her yerden fareler tirtikliyor. Her tarafini fareler istila etmistir. Cebine de girmis, kesesine de girmis, dolabina da girmis, mutfagina da girmis... Boyna fareler isirip, yiyip, koparip gidiyorlar. Gözünü açsin, fareleri kapana soksun, bir sey yapsin... SORU: Ösür hakkinda bilgi verir misiniz? CEVAP: Ösür, arazi mahsülatinin zekatidir. Arazinin sulanan arazi olmasina göre, veya hiç sulanmadan mahsül bitiren, zahmetsizce mahsül bitiren arazi olmasina göre nisbetleri degisen; ondabir olan, yirmidebir olan bir zekat çesididir. (Ve atü hakkahü yevme hasadihi) diye, mahsülün hasadi zamaninda fukaraya fakirin hakki olan zekatinin ayrilip verilmesi emredildiginden, o da bir vazifedir. Bunun teferruatini fikih kitaplarindan, ilmihal kitaplarindan detayli olarak okursunuz. Kitabüz Zekat bölümünde, Arazi Mahsülatinin Zekati kismina bakarsiniz, ona göre amel edersiniz. SORU: Devlete verilen vergi zekat niyetiyle verilse, zekat yerine geçer mi? CEVAP: Bizim Hanefi fikhina göre olmaz. Camiye bile zekat verilemez. Ölünün kefenlenmesine bile harcanamaz. Ne olacak?.. Fukaraya temlik edilecek. Zekatin kimlere verilecegi bildiriliyor Kur'an-i Kerim'de; oralara verilmesi lazim!.. O bakimdan usülüne uygun olarak vermeye dikkat edin!.. Ilmihalden zekat bahsini açin, okuyun!.. Temlik sarti yerine gelmediginden hükmi sahsiyetlere verilmesi olmuyor. Fukaranin eline verilecek. "Al, senin parandir. Gül gibi ye, iç, harca; ihtiyacini gider!" denilecek. SORU: Borsa ve sirketlerin hisse senetlerini almak caiz midir? CEVAP: Borsa ve hisse senedi almak, hisse senedi aldigi kurulusa ortak olmak demektir. O kurulusun yaptigi ise göre hüküm kazanir bu... Haram ticaret yapiyorsa, ortaklik haram olur. Haram karisik ticaret yapiyorsa, karisikli olur. Helal ticaret yapiyorsa, helal olur. Mesela, bira imal eden bir fabrikanin hisse senedini alsa, külliyen bira haram oldugundan ticaret gayr-i Islami olur, Islami yönden haram olmus olur. Faizli islem yapiyorsa; tehlikeli, bulasikli, veballi olmus olur. Temiz is yapiyorsa, caiz olur. SORU: Dolar, mark vs. haram mi, helal mi? CEVAP: Hayir. Onlar birer kiymet birimidir. Yani, o dolari, marki eline aldin mi gidip Amerika'nin, Almanya'nin kasasindan su kadar para almaga hak kazaniyorsun. Malindir yani senin... Bunlarin hepsi helaldir. "Aman el sürmeyelim, haramdir." diye bir sey yoktur. Para bir degeri ifade eden bir kagittir. Bu para meselesinde çok oyunlar dönüyor. Hele kagit para, kapitalizmin bir aldatmacasidir. Insanlari sömürme vasitalarindan birisidir. Kagit para ile cahil millet çok aldatiliyor ve çok degerleri cebinden sessiz sedasiz çalinmis oluyor. Yani, adam, "Ben yanimda yüz milyon lira sakliyorum." diye düsünüyor. Senenin sonunda, enflasyon, vs. dolayisiyla elli milyonluk bir sey kaliyor. Bu kagit para olmasaydi da, dogru düzgün bir kiymet birimi olsaydi aynen kalacakti. Kagit oldugu için, enflasyonlarla, çesitli oyunlarla çesitli istismarlar oluyor. O bakimdan bazilari banknotu caiz görmemis. Caiz görmemis ama, su anda mer'i olan bu... Ne yapalim, bunlarla aliniyor, veriliyor. O zaman normaldir. Bu bir kiymet birimidir. Adi dolar olmus, mark olmus; haramligi yoktur. Gelis yeri helalse, o para sana helaldir; istedigin yerde harcayabilirsin. SORU: Bir mali satarken ne kadar kar alinabilir? Bir yil önce alinan malin fiati nasil tesbit edilir? CEVAP: Bu ticari bir meseledir. Fikihta dogrudan dogruya, "Bir mala su kadar kar konulur, bundan fazla kar konulmaz." diye bir sey söylenmiyor. Piyasanin rayicine göre, bir insan getirdigi mali satabilir. Karsisindakini aldatmamak, piyasadan çok üstün bir fiat isteyip de, onun gafletinden istifade etmemek suretiyle normal bir satisla, arz ve talebe göre malin, metain o zamanki piyasasina göre malini satabilir. Bir de bugün için bir mesele vardir, bu soruyla ilgili... Bugün bakiyoruz, "Bir malin fiati 100 liraydi; aaa, 150 lira olmus!" diyoruz. "Aaa, ikiyüz lira olmus!" diyoruz. Burada bizi sasirtan bir sey var muhterem kardeslerim!.. 100 lira dedigimiz, 150 lira dedigimiz, birim olarak kullandigimiz sey, lira, kagit paradir, nihayet bir kagittir. Bu kagidin bir hükmi degeri vardir, nominal kiymeti vardir; bir de hakiki kiymeti, reel degeri vardir. Simdi bu reel kiymetle, nominal kiymet arasinda, üzerinde yazan rakamla is görme kabiliyeti arasinda fark oluyor. Para oldugu yerde durmuyor. Enflasyon dolayisiyla yüzde yüz deger kaybediyor, yüzde doksan, yüzde yetmis, yüzde altmis deger kaybediyor. Aslinda bir mal, incelendigi zaman geçen senekiyle ayni oluyor ama, birimde kayma oldugu için, paranin degeri sabit olmadigindan, gittikçe enflasyonla eridiginden dolayi degismis gibi oluyor. Bu degismeye karsi tüccar kendisini korumak zorundadir. Tüccarin hakki, malini sattiktan sonra geriye o malin yenisini koyabilmesi ve biraz da kar etmesidir. Yoksa, "Dostlar alisveriste görsün!" diye, Nasreddin Hoca gibi on paraya yumurta alip da, dokuz paraya satmaz. Kar etmek için satar. Halbuki enflasyondan dolayi malin üzerine bu zammi yapmazsa, kar olmuyor. Böylece on tane buzdolabi satacakken, bir dahaki sene dokuz tane satacak kapasiteye düsüyor. Sekiz, yedi, alti... sermaye azaliyor. Onun için piyasa rayicine göre, arz ve talep kanununa göre, bir gabn-i fahis ile aldatma yapmadan, normal bir ticari usülle istedigi fiati koyup satabilir. SORU: Ticaretle ugrasiyorum ama, bugünkü sartlara göre ne kadar bir karla satis yapacagimi tam bilemiyorum; anlatir misiniz? CEVAP: Islam'da maktü bir kar haddi yoktur. Kar piyasanin durumuna göre, arza talebe göre olur. Mal sahibi ticareti elbette kar etmek için yapiyor. Yalniz gamn-i fahis denilen çok kötü bir sekilde aldatmaca olmaz. Yani, üç kurusluk seyi, üçyüzbin liraya satmak, adamin bu meseleyi bilmemesinden faydalanip aldatmak, bu tarzda fahis bir fiyat söylemek olmaz. Ötekiler piyasanin durumuna kalmistir. "Nasil bir kar gerekir?" diye soruldugunda cevap olarak benim düsündügüm sudur: Enflasyondan fazla kar etmelidir ki, enflasyona sermayenin bir kismi gittikten sonra da, yine dükkani ilerlemeye devam etsin. Aksi takdirde, enflasyonun altinda kar ediyorsa, zarar ediyor demektir, gizli zarar ediyor demektir. Sermaye sonunda tükenir, kardesimiz de issiz güçsüz kalir, sermayesiz kalir. Bu simdi önemli bir noktadir. Halil Günenç Hoca da kitabinda yaziyor ki: Bir kimse bir kimseye borç verdi, borcu alacak. Ama enflasyondan dolayi, borcu geç verdigin zaman borcun degeri düstü. Asil aldigi zamana göre verilen para az... "Aradaki zarari telafi edecek kadar fazla vermesi faiz degildir." diye fetva vermis. Mühim olan magduriyetin olmamasidir. Magdur olmayacak kadar mala da fark koymali ve öyle satmali; aksi takdirde aldatmaca olur. Bu isi bilenler, büyük firmalar, fabrikalar, bankalar bu isin seytanligini bilip, karlarini ona göre her ay muntazaman zamlarini yaparak ayarliyorlar. O bizim zavalli tüccar kardeslerimiz korkularindan, "Acaba günah mi olur?" diye bilmediklerinden, sermayeleri gittikçe azaliyor. Bu duruma düsmesinler diye bunu hatirlatmak istedim. Dikkat etsinler, enflasyonun üzerinde kar koysunlar mallarina!.. Kar etmiyorlarsa, o isi biraksinlar, baska is yapsinlar. Yoksa, Nasreddin Hoca'nin isi gibi olur. "Dostlar alisveriste görsün!" derken aslinda zarar eder. SORU: Yaptigi is helal olan, ama islemlerine faiz bulasan bir sirkete ortak olmak caiz midir? CEVAP: Ortak olmak, aynen o mes'üliyete aynen katilmak demek oluyor. O bakimdan, yöneticilere daha büyük günah da olsa, faizin bir takim zarari ortak olana bulasmis oluyor. Yalniz ben bir hususu size söyleyeyim: Birisi, "Devlet Yatirim Bankasi DESIYAB'dan --enflasyonun altinda-- düsük faizli kredi alabilir miyiz?" diye sordu. "Ben kendim fetva vermiyorum. Seni bir takva ehli müftüye götürecegim, konuyu soracagiz, onun cevabina göre hareket et!" dedim. O müftü, bir Kur'an kursunda ders yapiyormus. Gittik oraya, derse girmisken dersten çikardik, anlattik: "Faiz miktari enflasyon oranindan asagida... Bu bankadan kredi alabilir mi sirketimiz?.. Isçi sirketidir, bu krediyi almaga hakki var... Alabilir mi?" diye sorduk. Dedi ki o: "Faizin enflasyonla alakasina bakilmaz. Cins ayni oldugu zaman, alinandan fazla verilen miktar faizdir, enflasyon tesiri bahis konusu degildir. Amma..." dedi o müftü efendi... Ismini de söyleyebilirim, takva ehli, ehl-i tarik; bizim dergahimiza bagli degil ama Misir'da filan okumus, müftülük yapmis bir kimse... Dedi ki: "Böyle sebeplerle çekile çekile çekile, müslümanlarin hiç bir müessesi kalmiyor ortada ve müslümanlar genel bir kötü duruma gidiyorlar. Ben bu yönden, bunun alinmasina fetva veriyorum." dedi. Yani "Müslümanlarin genel durumunun bir beldede kötüye gitmesi sebebiyle veriyorum." dedi. Bunu hatirlatirim. Baska bir sey demiyorum. SORU: Tasarruf için dolar ve mark olarak gibi yabanci paralar biriktirilmesi olabilir mi? CEVAP: Fikih bakimindan olabilir, mümkün; o da bir kiymet ifade eden bir seydir.Yalniz sunu bilmek lazim ki, insan mark ve dolar aldigi zaman o paralarin sahibi olan ülkelere yardimci oluyor, onlara destek oluyor. Onlar matbaa mürekkebini aliyorlar, bir top kagit aliyorlar; merkez bankalarinda parayi basiyorlar. Renkli bir kagidi sana gönderiyorlar. Sen de ona mal veriyorsun, para veriyorsun, her seyi veriyorsun; onlari kredilendirmis oluyorsun. Halbuki onlarin kendilerinin ne kiymeti var, paralarinin pullarinin ne kiymeti var?.. Malini almasan, parasina itibar etmesen hiç bir sey olmaz. Nasil onlar bizim paramiza itibar etmeyince, bizim paramiz pula dönüyor... Itibari yok, konvertibl olmuyor. Tasarruflari onlarin paralarina dayanarak degil de, baska sekillerde yapmaga gayret etmek, akilli müslümanin isidir. Ekonomiyi bilenler, paranin ne kadar fasa-fiso, eften-püften bir aldatma aleti oldugunu çok iyi bilirler. Para çok büyük bir istismar aletidir, uydurmaca bir seydir. Öylece bir düzen kurulmus, millet de kapilmis gidiyor rüzgara... Halbuki büyük bir istismar dönüyor, çok büyük oyunlar dönüyor. Paranizin bir gerçek degeri var, bir nominal degeri var... Bu sene bu para ile su kadar mal alabilirken, önümüzdeki sene o kadar alamiyorsun. Daha az aliyorsun, daha az aliyorsun, daha bir acaib duruma düsüyor insan... Alim gücünün azalmasina enflasyon diyoruz. Bu enflasyon da böyle, tasarruf sahibinin, fukaranin cebinden paranin gizlice tirtiklanma vasitasidir. Sessizce aliverirler. Polise de intikal etmez. Millet durdugu yerde fakirlesir. Benzin deposunun kapagi açik kalmis da, uçmus gitmis gibi olur. Onun için, bu para oyununa gelmeyin! Biriktirdiginiz seyleri daha akillica seylere, yenilir içilen, ise yarayan seylere yatirin!.. Ben ne yaptim sahsen kendim: Ben bir üniversite hocasiydim. Biriktirdigim parayi "Toprak çürümez, eskimez, küflenmez." diye topraga yatirdim. Ankara'da arsa aldim, Yalova'da arsa aldim. Ucuz yerlerden aldim, kolay yerlerden aldim. Söyle düsündüm: "Bir gün beni memuriyetten atarlarsa, giderim tarlama... Tenekeden bir kulübe yaparim. Ön tarafini kazmayla eserim; domates, maydonoz yetistirir satarim, geçinirim. Toprak benim. Kimse burdan çik diyemez ki!" diye düsündüm. Bu olabilir, baska seyler olabilir. Ben ekonomist degilim, ama bu konuda dergilerdeyazi yazdirmak istiyorum arkadaslarima; oralardan okuyun! Yani mümkünse, --bunu da yazacagim insallah-- ne paralarini alin, ne mallarini alin!.. Mümkün olsa da hiç bir seylerini almasak... Çünkü biz onlarin parasini almadigimiz zaman, malini almadigimiz zaman, zenginlik bizde kaliyor. Kendi mallarimizi alsak, kendi kardeslerimizin mallarini alsak, zenginlik bizde kaliyor. Hacca bile gittigimiz zaman, Çekoslavakya'dan gelen tesbihi aliyoruz, Çin'den gelmis takkeyi aliyoruz, Japon'dan gelmis bilmem neyi aliyoruz; paraciklar onlara gidiyor. Onlar da kafir, müsrik, putperest... Onlar zenginliyor. Ya lüzumsuz esya almayalim, ya aldigimiz insanin bizim kardesimiz olmasina dikkat edelim!.. Baskasinin parasini almayalim! "Ne bu para?" diye yüzüne çat diye çarpalim, almayalim!.. Biz aliyoruz; adam gidiyor matbaada basiyor. Basiyor parayi... Gönderiyor bize deste deste... Üstünde yüz yaziyor, bin yaziyor, on yaziyor. "Haa, iyi!" diyorsun, malini veriyorsun, bugdayini veriyorsun, pamugunu veriyorsun... Ne cesaret... Verilip gidiyor. Ekonomi çok ince bir ilim, önemli bir ilim; insallah ona göre hareket edin!.. Tabii simdi diyorlar ki: "Türk parasinin degeri çok kayboluyor; dolar alirsak, mark alirsak pirim yapiyor." Pirim yapmasi filan yok... Onlarin da enflasyonu var ama, onlarin enflasyonu %7, %10 civarinda oldugundan, bizimkinden daha az oldugundan, bizimkine göre pirim yapiyor gibi oluyor. Hepsi aldatmaca... SORU: Yerli-yabanci sigara ticareti, alim satimi hakkinda bilgi verir misiniz? CEVAP: Sigara mekruhtur. Bazi alimler, haramdir demisler. Israf oldugu için haram, sihhati bozdugu için haram, duman oldugu için haram diyenler de var. Ama bizim insafli alimlerimiz, "Kerahat-i tahrimiye ile mekruhtur." demislerdir. Onun için kullanilmasini da tavsiye etmiyoruz, satilmasi da tavsiye edilmez. Yerlisi ile yabanci arasinda mekruhluk bakimindan fark yok... Yabanci olunca, paranin büyük bir kismi da ayrica yabanciya gittigi için, bir de ordan zarardir. Katmerli zarar olmus oluyor. SORU: Hileli mali alip ucuz satan kisi, helalllik alacak mi? Müsterileri bulamazsa ne yapmasi lazim?.. CEVAP: Bir mal, haliyle satilirsa... Bu mal bu haliyle satiliyor; sakat olabilir, eksikli olabilir. Bak iste, begenirsen su fiata!.. O zaman bir sey olmaz. Ama, baska türlü gösterilip öyle olmayan bir sey satilirsa, o zaman hile olur. Tabii helalligin alinmasi lazim!.. Eger helallik bulunamiyorsa, yani mümkün degilse; o zaman zor tabii... Onlar namina hayir yapacak, hasenat yapacak; sevabini onlara bagislayacak... Allah'a dua edecek. Hac yapildigi zaman, böyle ödenmesi mümkün olmayan borçlarin da affedilecegini Allah bildiriyor. Yani aradi sahibini, bulamadi; ugrasti, çirpindi, çaresi yok... Iste böyle haklarin, sahibi bilinemeyen, bulunamayan haklarin, hac yapildigi zaman affedilecegine dair müjde de vardir. Hacceder, insallah Allah affeder. SORU: Bir bakkal veresiye defterine, vermis oldugu malin fiatini yazmadan sadece cinsini yazabilir mi? CEVAP: Mal alindigi zaman fiatinin belli olmasi lazim! Fiati mübhem kalirsa alisveris olmaz. Ya da bu mali sana verdim, bu kadar mali senden alirim demesi lazim. Mesela, bir kilo pirince bir kilo pirinç... Fiat belli olmadan su kadar sey demek olmuyor, alisveris tamamlanmamis oluyor. Senin aldigin malin fiati sudur diyecek ve defterine yazacak. Hem onun defterine yazacak, hem kendi defterine yazacak. Fiati fazla söyleyebilir. Adam bir ay sonra, iki ay sonra ödeyecek diye, isterse sana su kadar fiata satiyorum diyebilir; ama, fiati mübhem birakamaz. SORU: Bir sanayici ürettigi mali ikibuçuk ay ödeme ile satiyor. Nakit para da verseler, fiat ayni... Nakit verenin hakki yeniliyor diyorlar; mahzuru var mi? CEVAP: Muhterem kardeslerim, hiç mahzuru yoktur. Bir insan bir mali, müsterisiyle karsilikli konusarak istedigi sartla satar. Müsteri kabul ederse alir. Bunda faiz söz konusu degil... Bir borç aldigin zaman, aldigin borçtan fazlasini verirsen; bir mal aldigin zaman aldigin maldan fazlasini verirsen, fazlasi faiz olur. Su anlatilan muamele faiz degildir. Bir insanin malini taksitle satmasi mahzurlu degildir. Fikih kitaplarimizda taksite müsaade edildigi yazilidir ve Peygamber Efendimiz'in taksitle bazi seyler aldigi tarihte mevcuttur. Onun için, taksitle satis haram degildir. Taksitten dolayi fiatin yüksek olmasi da mahzur teskil etmez. Hatta bir satici müsterisine dese ki: Su buz dolabini pesin para ile alacaksan, bir milyon lira; alti ay taksitle alacaksan birbuçuk milyon lira dese, bunun da mahzuru yoktur. Çünkü teklif ediyor, henüz daha alisveris tahakkuk etmedi. Alisveris bir tanesi üzerine tahakkuk edecek, bir sartla tahakkuk edecek. Mesela, pesin aldi; trak ödeyecek, bitecek. Pesin aldi, parayi yarin getireyim dedi, getirmedi. Alti ay sonraya geldi. Alti ay sonra birbuçuk milyon liraya veremez. Neden?.. Pesin üzerinden o fiata satti, satis fiati belli oldu. Onun üzerine degistirdigi, ekledigi her ilave faiz olur. Çünkü satis bitmistir. Ama satis bitmeden, "Söyle yaparsan, söyle olur, böyle yaparsan böyle olur..." deyip de; müsteri de bir tanesini kabul edip, "Tamam, su sekilde satin aldim." derse, o sart üzere taksitle fiat olur. Taksitten dolayi da fiati arttirmasi faize girmez. Çünkü o, alisverisin bir sartidir. Bu benim sözüm degildir. Ulemamizin bu meselede oturup, toplandiklari zaman, konusup müzakere ettikten sonra, vardiklari sonuç budur. SORU: Arsa alim-satiminda araci olan emlakçi kisilerin aldiklari paranin faizle bir ilgisi var mi? Komisyonculuk nasil bir is? CEVAP: Simdi o faiz degil... Faiz, bir paranin veya bir seyin fazlasiyla alinmasi veya ondan bir fazlalik istenmesi manasina geliyor. Bu, araci bir müessese... Müsteriyi buluyor, ev sahibiyle bulusturuyor, satisi sagliyor, islemleri yapiyor. Bunun karsiliginda bir para aliyor. Normal ölçüler içinde, iki tarafin da rizasiyla olmak sartiyla olabilir. SORU: Içki satan bir bakkal veya marketten alisveris yapmak caiz midir? CEVAP: Içki satilmayani bulabilirsen, ondan al; tabii dogru olani o... Veyahut içki satan kimse laf anlayacak bir kimse ise, "Satma bunu, haram!" de. Veya hiç kimseyi bulamadiysan, sen kendin bir market kur, müslümanlari bu belada kurtar. Aslinda içki satmak onun günahidir ama, ona karsi da bizim bir zorlayici davranisimizin olmasi lazim!.. Karsi taraf o kadar suurlu ki, adam içki satmayan bakkala gelip diyormus: "Ya sen içki koymuyorsun, onun için ben senden alisveris yapmiyorum! Koysana içki!.." diyormus. Bakkal da gelip bana dert yaniyor: "Hocam bütün müsteriler öbür bakkallara kaçiyor, ben ne yapayim?" "Sabret! Allah helalinden verir, rizkini kimse engelleyemez!" diyorum. Yani, bak karsi taraf ne kadar suurlu, ne kadar titiz... SORU: Ailemin izni olmadigi halde çalisiyorum. Dogru mu yapiyorum; ne dersiniz? CEVAP: Iyi yapiyor. Çünkü, çalismak güzel bir seydir. Mesrü bir yolda, helal bir kazanç için çalisilabilir. (Elkasibu habibullah) "Çalisip kazanç saglayan kimse, Allah'in sevgili kuludur." diyor Peygamber Efendimiz... Neden?.. Bir sey üretiyor. Ya bir hizmet üretiyor, ya bir imalat yapiyor, ya bir ziraat yapiyor; insanliga faydali bir sey üretiyor. Belesten yasamiyor ya!.. Baskasinin sirtindan geçinmiyor ya!.. Yük olmuyor ya; o bakimdan sevaptir. SORU: Askerden yeni geldim. Hangi meslegi seçmemi tavsiye edersiniz? CEVAP: Mesleklerin çok çesitleri vardir. En faziletli meslek nedir diye sorular sorulmus, bunun da cevaplari siralanmistir. En faziletli meslek, Allah'in dinini ögretmeye çalismaktir. Ayet-i kerimede buyruluyor ki: (Ve men ahsenü kavlen mimmen dea ilallah) "Allah'in yoluna çagiran insanin sözünden daha güzel sözlü kim olabilir?" En güzeli Rasülüllah'in meslegidir. Insanlari Allah'in yoluna davet etmektir. Ondan sonra cihaddir. Ondan sonra kazanç yollarinin çesitleri içinde ticarettir, sanattir, ziraattir... Siralaniyor. Ticaret bayagi önde geliyor. Dogru sözlü, dogru özlü bir tüccar bayagi medhediliyor hadis-i seriflerde... Meslekler çesitlidir. Insanlar mesleklerini keyiflerine, temayüllerine ve kendi yapilarina göre seçerler. Ama bizim bu kürsüden insanlarin meslekleri hakkinda bir sey söylememiz gerektigi zaman, söyleyecegimiz: Allah'in rizasini en çok kazandiracak bir yol tuttur!.. Madem yeni bir meslek seçmege yeni karar vermek durumundasin, hayatini yeni kuruyorsun; o halde Allah'in rizasini kazanmaya en uygun olan meslegi seçmeye çalismak lazim!.. SORU: Kuyumcu dükkani açmak istiyorum; cevaz var mi?.. CEVAP: Altin üzerinde, kuyumculuk üzerinde yasak yoktur. Dogrudan dogruya ticareti ve imali yasak degildir. Yasak isler yapmamak sartiyla, açabilir. SORU: "Arsama müsteri bul, sat; sana su kadar vereyim!" veya "Yüzde su kadar veririm!" demek caiz midir? CEVAP: Vazifelendiriyor, o da bir is yapiyor. Olabilir. SORU: Islam'da sosyal sigortalardan emekli olmanin hükmü nedir? CEVAP: Islam'da sigorta, bir bilimsel arastirma konusudur, tez konusudur. Alimlerimiz sigortanin belli bir ölçüde caiz oldugunu, belli bir ölçüden sonra caiz olmadigini; kendi yatirdigi taksitler kadarini alabilmesinin olacagini, ondan sonrasinin caiz olmayacagini ifade ediyorlar. Ama, Islami bir devlet kendi vatandaslarina birtakim bagislar, birtakim haklar saglayabilir. Sigortanin uygun olmamasi, herkes ayni parayi ödüyor, herkes ayni sekilde istifade etmiyor. Kimisi ediyor, kimisi etmiyor. O bakimdan bir adaletsizlik oluyor. SORU: Bir emekli memurun maasini sadece zorunlu ihtiyaçlar için kullanabilecegi dogru mu? CEVAP: Öyle bir sey dogru degil... Emekli memur aldigi maasin hepsini rahatça kullanabilir. Çünkü, memur olarak ise girdigi zaman devletle yapilan anlasmanin bir maddesidir bu... "Sen su yasi geçtikten sonra ben seni emekli edecegim, su tarzda emekli maasi ödeyecegim." diye garanti vermistir. Devletin fertlere yardim etmege selahiyeti vardir. Bunun için hepsini kullanabilir. SORU: Islam'da kar haddi var midir? CEVAP: Su kadar diye sabit bir yüzde yok... Piyasanin genel durumu içerisinde, insaf dairesinde bir kar olacak. Insafsizca olmayacak. Adama, "Yahu beni amma aldatmissin, belimi bükmüssün!" dedirtecek tarzda olmayacak. Makul bir ölçü içinde olacak. Mesela, bazan insan bir yerden bir kelepir mal düsürmüs oluyor. "Ille ben bunu yüzde bilmem kaç karla satacagim!" demesine lüzum yok... Kelepir düsürmüstür, halletmistir, imar etmistir; onun kari serbesttir. Piyasanin normal degerinden; yani mali bilen, almasini satmasini bilen bir insanin kabul edebilecegi bir makul fiyatla satacak. Hiç bilmeyen bir insana ikibin liralik seyi otuz bin liradan sat, parasini aldiktan sonra da kis kis gül; Islam'da böyle sey yok... Ona gabn-i fahis derler; yani büyük bir aldatma... Bu Islam'da haramdir. Ama, makul ölçüler içerisinde, piyasanin sartlarina göre, mal bir azalir, degeri birden yükselir. Gazetelerde her gün okuyorsunuz: Altin düstü, dolar çikti, mark yükseldi... Bir sürü piyasa hareketleri oluyor. O piyasa hareketleri içinde, normal ölçülerde karlarini tesbit edebilirler. SORU: Bir kimse vadesi gelen borcu ödeyemedi. Ne zaman ödeyebilecegi de belli degil. Bir baska bir para birimine çevirmek caiz olur mu? CEVAP: Karsilikli konusarak olabilir. SORU: Parayi borsa ve hisse senedinde degerlendirebilir miyiz? CEVAP: Hissesini aldigi fabrika helal iktisadi faaliyet yapiyorsa, olur. Haram iktisadi faaliyet yapiyorsa, o zaman haram faaliyette bulunan bir seye ortak olacagi için günah olacagindan, olmaz! Faizli islem yapiyorsa veya bira üretiyorsa, yaptigi iste kusur varsa veya ürettigi seyde Islam'a aykiri bir durum varsa, o zaman olmaz. Islami usüllere göre çalisiyorsa, böyle bir müessesenin hisse senedini almak caizdir. Ortak olmak demektir. Onlari alarak parayi degerlendirmek mümkün... Fakat ben borsadaki bu hisse senetleri hikayesini, bu adamlarin kumara döndürdükleri kanaatindeyim. Amerika'dan asilama bir moda... Bu isi artik hisse senedi alip, o fabrikaya ortak olmak tarzinda degil de; aliyor, degerlendigi zaman satiyor. Güya kar ediyor ama, çogu zaman degerini kaybediyor, zarar ediyor. Güzel oynayamiyor borsada, çok kere zarar oluyor. Saglam yürümek daha iyi... Bildiginiz insanlarla, samimi dostlarla is yapmayi tavsiye ederim. SORU: Döviz alim-satimi caiz midir? Enflasyondan korunmak için ne yapilmali? CEVAP: Döviz alim-satimi caizdir. Buna sarf derler; yani paranin bir baska para ile tebdili, degistirilmesi, exchange caizdir. Enflasyondan korunmak için elde para bulundurmamali, parayi daima kullanmali!.. Tek kelime ile söylemek gerekirse, duran para durdugu yerde agzi açik benzin tenekesi gibidir, uçar gider. Onun için ya parayi çalistiracaksiniz; ya bir hayra sarfedeceksiniz, manevi kazanç kazanacaksiniz; ya bir mala baglayacaksiniz ki, para para olmaktan çiksin, baska bir seye dönüssün! Siz de enflasyonun serrinden kurtulun!.. SORU: Bir kimsenin sahsi için hayat sigortasi yaptirmasi caiz midir? CEVAP: Sigorta Islami bir müessese degildir. Birileri veriyor, hiç karsiligini almiyor; ötekiler aliyor, istifade ediyor. Gayr-i adil oluyor. Onun için caiz degil... Mecburiyet yoksa yaptirmamasi lazim!.. Ama, mesela arabasi var, sigorta olmadan trafige çikartmiyorlar. Böyle mecburiyet oldugu zaman yaptirabilir. Keyfi olarak yaptirmamasi lazim!.. SORU: Babamiz, "Yabancilarla ortaklik yapmayin!" demisti. Onun tavsiyesine uymamak günah olur mu? CEVAP: Baba nasihati tutulmamis oluyor. babanin nasihatini tutmak da bir berekettir. Ayrica hakikaten insan, iyi insanlarla ortaklik yapmali!.. Iyi insanlarla ortaklik yaptigi zaman, "Üçüncüsü ben olurum!" buyuruyor Allah-u Teala Hazretleri... Allah iyi kimselerle ortakliklar nasib etsin... SORU: Avrupa'da çalismaya gitmenin mahzuru nedir? CEVAP: Avrupa Islam diyari olmadigi için günah çokçadir, açik-saçiklik fazladir. Insan sasirabilir, kendini kaybedebilir. Cuma namazi kilamaz. Kafirler arasinda gidasina dikkat edemez. Bunun gibi mahzurlar var... Bu mahzurlari bertaraf ederse, baska faydalar mülahaza edilirse, gidilebilir. Insanina göre, adamina göre degisir. Ben sahsen, bekar bir insanin Avrupa'ya gitmesinin zor oldugu kanaatindeyim. Talebe veya isçi bekar olarak oraya gittigi zaman orada durmasi zor... Çünkü, adamlar edepsiz... Açiklik saçiklik yaygin... Aldatirlar, kandirabilirler diye, insanin evli barkli gitmesi, korunmus olmasi uygun olur. __________________ ![]() benim sizden baska kimim varki...benim elem ve endisem sizler içindir...süleyman hilmi TUNAHAN.(k.s)... mürside tabi oldu isen elestünün farkindasin... nuh nebiyi düsündü isen,tufan görmüs ummandasin... söyle karacaahmet bu ne acikli talih... taslarina kapanmis agliyor koca tarih... ![]() DAĞDA ÜÇ BEŞ KOYUN SÜRÜSÜ TUTTURMUŞ BİR KÜRDİSTAN TÜRKÜSÜ ELİNE ALMIŞ BAYRAK DİYE BİR MASA ÖRTÜSÜ SATSAN BEŞ PARA ETMEZ NE DİRİSİ NE DE ÖLÜSÜ SOYU SOYSUZ OLAN SENSİN TOPRAK SENİN NEYİNE İTE İTLİK YAPIP KAFA TUTMA BEYİNE ANLASA DEDİĞİMİ SOKAKTAKİ KÖPEK AĞLAR HALİNE DUY ULAN SOYSUZ NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.! |
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| dinimizce ticaret yapmak, islamda ticaret, islamda ticaret yapmak, ticaret hakkında sorunlar, ticaret ve ekonomi hakkinda bazi sorular ve cevaplari |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
| Sistem Bilgisi ve Linkler | Site Durumu |
|
|