Efendimiz (s.a.v), yürürken hafif bir şekilde öne doğru eğilerek, yokuştan aşağı iner gibi bir tavırla yürürdü. Yolda karşılaştığı kimselere onlardan önce selam verirdi. Yolda yürürken rasgele çevresine bakınmazdı. Önüne nazar buyurur, gideceği yönü hedeflerdi. Bir kimseye yöneleceği zaman sadece mübarek başıyla değil, bütün vücuduyla ona yönelirdi. Kimseye arkasından ve uzaktan seslenmez, konuşacağı kişinin yanına yaklaşıp konuşurdu. Kibirlenir gibi dimdik durup, göğsünü gere gere yürümez, sağına soluna salınmazdı. Yürürken ayaklarını sürümez, ses çıkarıp toz kaldıracak şekilde yere sert vurmazdı. Adımlarını uzun ve seri atmakla birlikte sükunet ve vakar üzere ilerlerdi. Yavaş yürümez fakat koşarcasına hızlı da ilerlemezdi. “Koşarak yürümek müminin değerini düşürür” buyururdu. Buna rağmen, Allah’ın kendilerine bir lütfu olarak, uzun mesafeleri kısa zamanda kat ederdi. Beraberinde gidenler, süratlice yürüdükleri halde O’nun gerisinde kalırlardı