İlâhî Mülâkat
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir diğer Hadis-i şerif’lerinde ise şöyle buyururlar:
“Rabb’im bana suâl sordu. Ben ona cevap veremedim. Keyfiyetsiz bir tarzda elini her iki omzumun arasına koydu, ben o elin serinliğini kalbimde hissettim. Böylece, beni geçmiş ve geleceklerin ilmine varis kıldı. Ayrıca bana çeşitli ilimleri de öğretti. Rabb’im, bir kısım ilmi gizli tutmama dâir benden söz aldı. Çünkü benden başka hiç kimsenin onu taşıyamayacağını biliyordu. Başka bir ilimde de beni muhayyer kıldı, yani serbestsin, istersen başkalarına söyle istersen hiç kimseye söyleme dedi... Kur’an’ı bana öğretti. Hazret-i Cibril devamlı olarak Kur’an’ı bana hatırlatıyordu. Ve daha başka bir ilim var ki, onu herkese söylemekle beni memur etti.” (El-Mevâhib’ül- Ledüniyye)
Hadis-i şerif’te gizli tutulması emir buyurulan ilim nübüvveti ilgilendirmektedir. İşte bu ledün ilmidir. Gerçekten ona bildirilenin hepsini bildirmesi mümkün değildir. Çünkü o ilim ona has idi.
Umuma bildirilmesi emredilen ilim şeriat ilmidir.
İfşâ edilip edilmeme hususunda muhayyer bırakılan ilim ise bâtınî ilimdir, hakikat ve marifet ehline mahsustur.
|