Günahlarınıza en son ne zaman ağladınız?
Ağlamalı insan; göz pınarları kuruyuncaya kadar ağlamalı... Yaptığı hatalara, günahlara, yanlışlara ağlamalı. Bazen sevgiden bazen de hüzünden ağlamalı. Bazen sevgiliye kavuşma ümidiyle bazen de kavuşamayacağı endişesiyle ağlamalı. Hem ağlamak erdemdir, kemâle ermedir, iç huzuru bulmadır. Gözyaşı yumuşatır kalpleri, hem öyle bir yumuşatır ki, en sert kayalar gibi de olsa yüreği insanın, parçalanır parçalanır ve kuma dönüşür. Gözlerden süzülen yaşlar kalplere; merhamet, şefkat ve huzur olarak iner. Sevgililer Sevgilisi Hazreti Peygamber de (sas), çoğu zaman mübarek gözlerinden yaşlar akıttı; ailesi için, ümmeti için, müşrikler için... O (sas), bizlere de hep bunu tavsiye buyurdu; ağlayın. Çünkü O (sas), insanı hüsrana uğratacak işaretlerin başında ‘gözyaşının kurumasını’ gösteriyordu. Şöyle buyuruyorlardı Efendiler Efendisi (sas): “Dört şey insanda hüsran alâmetidir: Gözün kuruması (günahlarına ağlamamak), kalbin katılaşması, tûl-i emel (dünyada hiç ölmeyecekmiş gibi planlar yapmak) ve dünyaya karşı hırs.” (Prof. Dr. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, 6/260) Efendimiz’in (sas), hüsran alameti olarak işaret buyurduğu ‘ağlamama’ konusunda ne kadar hassasız acaba? Sahi en son günahlarımız için ne zaman ağladık? Ne zaman gecenin bir yarısında kalkıp, namazımızla, Rabb’imize niyaz ettik? Kaç kere işlediğimiz günahtan dolayı, affedilebilmek umuduyla, gözyaşlarımızı sunduk Alemlerin Yaratıcısı’na. Var mısınız dostlar, ellerimizle beraber gönüllerimizi de açalım Allah’a! İster gecenin en samimi bir vaktinde ıslatalım seccademizi, isterseniz ‘özel dua zamanları’ oluşturalım kendimize ve ailemize. Ne yaparsak yapalım; ama mutlaka ağlayalım. Kim bilir belki (Allah muhafaza) ‘hüsranın tam ortasındayız ve bir damla yaş, kurtulmamıza vesile olacak’. Rabb’im bizleri günahlarına pişman olup gözyaşlarıyla o günahları bertaraf eden kullarından etsin. (Amin)
|