Müslüman her hal ve hareketiyle İslam’ın güzelliklerini yaşamalı ve çevresine bunları yansıtmalıdır. O, her yerde kendi gibi, yani Müslüman olarak davranmalıdır. Başkalarının tavır ve davranışları onun kendisini ifade etmesine engel olmamalıdır. Bir hamal duymuştum; yırtık pırtık elbisesini kibar bir hanımefendiye tamir etmesi için veren. Hanımefendi, nasıl olsa bir hamalın elbisesi diye öylesine bir ordan bir buradan geçirmişti iğneyi; sanki bir çuval ağzı diker gibi. Elbiseyi alan adam kadına şöyle bir bakmış ve “Hanımefendi, siz benim kılık kıyafetime uyan değil; kendinize yakışan bir şekilde dikmeliydiniz sökükleri.” diyerek teessürünü ifade etmişti. Zamanla kazanılan alışkanlıklar bir halata benzer. Halat küçük küçük iplikçiklerden oluşur. Bunlar tek tek örülür; sonunda koparılamayacak hale gelirler. İşte, iyi davranışlar da bir bir edinilir ve bunların tek başına oldukları zaman kaybedilmesi kolaydır. Ancak hepsi bir araya gelince onları hiçbir şey etkileyemez. Müslüman, İslam’ın bütün güzelliklerini kendinde topladığı zaman, artık onun kaybetmesi söz konusu olmayacaktır. İfadeler biraz abartılı gibi görünse bile şu yargıya tamamen karşı olmak mümkün değildir: “İslam'ın güzelliklerini yaşayan bir hanımın, çöpçüye verdiği çöp poşeti, diğer insanların düğüne götürdüğü hediye paketi kadar güzel olmalıdır.” Zira, Müslüman her şeyiyle örnektir