|
Guest
 Mesajlar: n/a
 Konuları:
 Cinsiyet:
|
(4) Zulüm Etseler Bile, Ana-Babaya İyilik Etmek
7— İbni Abbas'dan (Allah ikisinden de razı olsun) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:
«— Müslüman ana-babaya sahib olan bir müslüman, Allah'dan sevab bekliyerek onların hizmetinde bulunursa, Allah ona muhakkak Cennet'-den iki kapı açar. Eğer ana-babadan biri bulunursa, bir kapı açar. Eğer onlardan birini kızdırırsa (gazaba getirirse), onun rızasını kazanmadıkça, Allah o çocuktan razı olmaz, İbni Abbas'a soruldu:
— Eğer ana-baba, o çocuğa zulüm etmiş olsalar da mı?
— Çocuğa (dünya işlerinde) zulüm etmiş olsalar dahi (rızalarını almadıkça, Allah ondan razı olmaz), cevabını verdi.»
Ana-baba, çocuğa zulüm etmiş olsalar bile, onları hiddetlendirmemek ve onların rızasını kazanmak gerektiği Ib.ni Âbbas hazretlerinden rivayet edilmektedir. Aliyyü'-Karî 'nin açıklamasına göre, bu bir kemal mertebesidir. Fakat esasta, bir kimsenin zevcesinden ana veya babası fazla eziyet çekmiş olmalarından oğullarına ailesinden ayrılmayı emretseler, o çocuğa ailesini boşaması icab etmez.
Tahavî de diyor ki, mubah olan şeylerde ana-baba emrine itaat edilir, yasak olan şeylerde değil... Bir kısım âlimlere göre de dünya işlerinde zulüm etseler, onlara itaat edilir ve rızâları alınır, yoksa âhiret işleri için yapacakları zulüm için rızaları şart olmaz.
Şafiî âlimlerinden Izzeddîn ibni Selâm şöyle diyor: «Ana-babanın çocuğa her emrettiğine, çocuğun itaat etmesi ve her yasak ettikleri şeyi yapmaması icab etmez.» Bu görüşte âlimlerin ittifakı vardır. İmamı Gazalî 'ye göre İse, haram veya helâl oluşu kesin olmayan şüpheli işlerde ana-babaya itaat lâzımdır; haram olduğu bilinen işlerde onlara itaat etmek icab etmez. Alimlerin çoğu bu görüştedir. Çünkü şüpheden kaçınmak takvadır, ana-babaya itaat İse kesin bir emirdir. Burada hatıra şu gelir: Ana ve babadan her İkisinin hakkınıgözetmek mümkün olmazsa, yani birini gözetirken diğeri bundan eziyet çekerse, ne yapmak gerekir? Buna şöyle cevab veriliyor: Hürmet ve tazim icab eden işte babanın hakkı tercih edilir. Hizmet ve nafakaya dair işlerde anne tercih edilir. Meselâ : anne ve baba ikisi beraberce çocuklarının yanına varsalar, çocuk baba için ayağa kalkar; ve ondan bir şey istedikleri vakit önce annesine verip; Ana-babadan yalnız birine yetecek kadar bir nafaka çocukta bulunmuş olsa; anne, babaya tercih edilir. Çünkü anne çocuk için çok zahmet çekmiştir, ona karşı şefkati fazladır, onu taşımış ve emzîrmiştir. Hastalığında ve sağlığında onun hizmetini yapmış, kir ve pasını temizlemiş ve terbiyesinde bulunmuştur.
(5) Çocuğun Ana Ve Babasına Yumuşak Söz Söylemesi
8— Tayaele Ibni Meyyas'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
«— Necdetgiller'le beraberdim. Büyük günahlardan olduklarını zannettiğim bir takım günahlar işlemiştim. Bunu îbni Ömer'e anlattım. Ibni Ömer:
«— Onlar hangi günahlardır,» diye sordu. Ben de şu ve şudur, dedim.
«— Bu anlattıkların büyük günahlardan değildir. Büyük günahlar şu dokuz şeydir :
1— Allah'a ortak koşmak (Allah'dan başkasına ibadet etmek, Allah’tan başkasını îlâh kabul etmek),
2— Adam öldürmek,
3— Savaşta düşman karşısından kaçmak,
4— İffetli kadına zina iftirasında bulunmak,
5— Faiz almak,
6— Yetim malı yemek,
7— Mescid-i Haram'da günah İşlemek, .
8— İnsanı alaya ve maskaralığa alanın günahı,
9— Kendilerine isyan edilen ana-babanın ağlaması (bunları ağlatan çocuğun günahı).»
îbni Ömer bana dedi ki:
«— Cehennemden korkar mısın ve Cennete girmek ister misin?> Ben:
«— Evet, vallahi,» dedim. Bana sordu: '. «Ana-baban hayatta mı?»
«— Yanımda yalnız annem var,» dedim.
«— Allah'a yemin ederim ki, eğer annene yumuşak söz söylersen ve ona yemek yedirirsen, büyük günahlardan sakındıkça, muhakkak Cennet'e girersin,» dedi.
TayseIe Ibni Meyyas'in başından geçen hadise münasebetiyle Abdullah Ibni Ömer, büyük günahların yukarda söylenen 9 günah olduğunu ve bir Müslüman bunlardan beri olduğu müddetçe, ana-babasına ihsan ve ikram ederse Cennet e gireceğini müjdelemektedir.
Büyük günahların en büyüğü, Allah'a ortak koşmaktır; yani imandan ve İslâm'dan çıkmaktır. Böyle bir günahı Allah bağıslamaz, mağfiret buyurmaz. Ancak tevbekâr olup, yeniden iman etmekle Allah bağışlar. İmansızlıktan başka olan ve kul hakkına taallûk etmeyen diğer bütün günahları, Allah dilediği kullarından, tevbe olmasa bile, bağışlar, mağfiret buyurur. Nitekim Cenab-ı Hak, Nisa sûresinin 116. âyetinde şöyle buyurur:
«Muhakkak ki Allah kendine ortak koşanları (kâfir olanları) bağışlamaz. Bu günahtan başkasını, dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, doğrusu çok uzak bir sapıklığa düşmüştür.»
Bu âyet-i kerîmeden anlaşılıyor ki, küfür, dinsizlik ve imansızlık günahından daha büyük bir günah yoktur ve en büyük sapıklık da budur. Çünkü böyle bir günah, insanın ebedî olarak hüsranda kalmasına sebep olur, onu Cehennemlik yapar. Bu felâketten kurtulmak İçin daha hayatta iken, bir an kayıp etmeden sahih imana dönmek lâzımdır. Yoksa küfür hali üzere ölenin artık bir kurtuluş çaresi kalmaz.
Büyük ve küçük günahların sayı ve keyfiyetleri üzerinde âlimler değişik görüşlerde bulunmuşlardır. Bir kısmına göre bunlar İzafî şeylerdir. Nispet edilişlerine göre değişirler. Meselâ bir günah, kendisinden küçüğüne nispet edilirse, kebire sayılır, daha büyüğüne nispet edilirse sağîre (küçük günah) sayılır. Bir kısım âlimler de şöyle demiştir: Devamlı olarak ısrarla işlenen her günah kebîredir (büyük günahtır). Terk edilen ve işlenmeyen her günah da sağîredir. Bazı âlimler de bunların sayısını daha fazlaya çıkarır. Hatta insanlar daima korku içinde olsunlar diye, Allah büyük günahların hangi şeyler olduğunu bildirmedi, diyen âlim de vardır. Şu muhakkak kî akl-ı selimin çok kötü gördüğü ve nefret ettiği günahlar, büyük günahlardır. Zaman zaman herkesin düştüğü ve düşebileceği önemsiz günahlar da küçük günahlardır. Bu itibarla Abdullah ibni Ömer'in buyurduğu dokuz günah, büyük günahları saymada esası teşkil eder.
9— Urve'den rivayet edildiğine göre, (Ana-babanın her ikisine acıyarak tevazu kanadını indir. îsra: 24) âyet-i kerîmesinin tefsirinde şöyle demiştir:
«— Ana-babanm sevmiş oldukları herhangi (meşru) bir şeyi yerine getirmekten kaçınma.»
Urve de diğer eser ve hadîs-İ şeriflere uygun olarak ana-babaya iyilik etmek ve onların rızasını kazanmak evlâd üzerine gerekli bir vazife olduğunu beyan etmiştir.
Urve kimdir? :
Urve,. tabiinden olup, Cennetle müjdelenen Zübeyr ibni Avvam'in oğludur. Hicretin 29. yılında doğmuş ve 94. yılında 65 yaşında olduğu halde Medine yakınındaki hurmalık bahçesinde vefat etmiştir. Annesi Hz. Ebu,Bekir'in kızı Esma (Zatü'n-Nıtakeyn) dir. Hadîs ve fıkıh ilmini teyzesi Hz. Âişe validemizden almıştır. Medine'de bulunan yedi büyük fıkıh âlimlerinden biri olup, kendisinden pek çok hadîs-İ şerif rivayet edilmiştir. Zamanında cereyan eden fitne hareketlerine karışmamış ve onlardan leke almamıştır. Zühd ve takvası ile meşhurdur. Yaşı ilerlemiş olduğu bir zamanda ayağına isabet eden bir yafa neticesi kangren olmuş ve bayıltma veya uyuşturma müdahalesi yaptırmadan ayağının kesilmesine razı olduğu ve yanında bulunanların, ancak ayak kesilip de dağlandığı sırada yanık kokusundan ayağının kesilmiş bulunduğunu anladıkları rivayet edilerek tahammül ve cesaret derecesine işaret edilmektedir. Ayak kesilme hâdisesi Şam'da olmuştur. Aynı gün oğlu, evinin damından bir hayvanın ayakları altına düşerek çiğnenmişti. Her İki musibete tahammül ederek şöyle söylediği anlatılır:
«— Bu seferimizde başımıza musibetler geldi. Allah'ım! Muhakkak ki sen vermiş olduğunu aldın; musibet veren de sensin, afiyet veren de sen...» . Mushaf'a bakarak her gece Kur'ân-ı Kerîm'İn dörtte bîrini okur ve bu okuduğu kısımla gece nafile namaz kılardı. Yalnız ayağı kesildiği gece bu ibadetini terk etmiştir. Medine'de «Bi'ri Urve» namında bir kuyu açtırdı. Bu kuyudan daha tatlı suyu bulunan bir kuyunun Medine'de bulunmadığı söylenir. Mısır'a gidip orada evlendiği ve yedi yıl kaldıktan sonra Medine'ye döndüğü ve ondan sonra vefat ettiği rivayet edilmektedir. Allah hepsine rahmet etsin.
|