![]() |
|
![]() |
| Dogru isLam Bilgileri Kur'an'i ve sünneti dogru anlama.Yüce Dinimizin en dogru sekilde emrettigi gibi doru bilgileri ,bu baslik altinda bulabilirsiniz... |
| Tags: ayet, ayeti kerime, cennet, cennetin isimleri, cennetin kisimlari, firdevs, makam, meva, ravza |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
isLamForumLari.COM
![]() |
Kur'an-ı kerim'de tekil ve çoğul şekilleriyle 147 yerde geçen cennet kelimesi; yirmi beş yerde dünyadaki bağ-bahçe, altı yerde Âdem Aleyhisselâm ile Havvâ Vâlidemiz'in yerleştirildiği mekân, bir yerde de Resulullah Aleyhisselâm'ın yanında Cebrail Aleyhisselâm'ı gördüğü Sidretül-müntehâ'nın civarında bulunan Me'vâ cenneti, diğer yerlerde ise ahiret cenneti mânâsında kullanılmıştır.
Kur'an-ı kerim'de cenneti ifade etmek üzere kullanılan bazı isimler vardır. Bu isimler ayrı ayrı cennetlere verilen isimler olduğu gibi, her cennette ayrıca makam ve mertebeler mevcuttur. 1- Cennet: Kur'an-ı kerim'de ve muhtelif Hadis-i şerif'lerde en çok kullanılan, içindeki bütün mekân ve imkânları ihtiva edecek şekilde muhtevası geniş bir tabirdir. Diğer isimler tekil olarak kullanıldığı halde, birçok Âyet-i kerime'de "Cennetler" mânâsına gelen "Cennât" şeklinde çoğul olarak yer alması, saadet yurdunun belli bir bölgesinin değil de tamamının adı olduğunu göstermektedir. Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor: "Sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar." (Sâff: 12) 2- Naim: Nimet kelimesinden daha geniş bir muhtevaya sahip bulunan Naim, insana mutluluk veren maddi ve manevi bütün güzellikleri ifade etmektedir. Buna göre "Cennâtün-naim", mutluluklarla dolu cennetler demektir. Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor: "Müttakiler için Rabb'leri katında Naîm cennetleri vardır." (Kalem: 34) 3- Adn: En açık mânâsı ile "İkamet etme", "İkamet edilecek yerler" demek olan Adn, on bir Âyet-i kerime'de "İkamet edilecek cennetler" mânâsına gelen "Cennât-ü Adn" olarak geçmektedir. Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor: "Onlar o kimselerdir ki, onlara altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri verilmiştir." (Kehf: 31) 4- Firdevs: "İçinde üzüm bağı bulunan bahçe" mânâsına geldiği gibi "Cennetlerin en yüksek ve etrafını seyretmeye kabiliyetli bir mübarek mahalli" mânâsına da gelir. Kehf sûre-i şerif'inin 107. Âyet-i kerime'sinde "Firdevs cennetleri" olarak geçmiş, Müminûn sûre-i şerif'inin 11. Âyet-i kerime'sinde ise tek başına "Âhiret cenneti" mânâsına kullanılmıştır. "İman edip de sâlih ameller işleyenlere gelince, onlar için konak olarak Firdevs cennetleri vardır." (Kehf: 107) Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz; "Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz." buyurmuşlardır. (Tirmizî) 5- Huld: Nimetleri kesilmeyen sonu olmayan cennet demektir. Bütün cennetler böyle olduğu halde bu şekilde vasıflandırılması, kemâlini beyan içindir. Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor: "De ki: Bu mu daha hayırlıdır, yoksa muttakilere vaad olunan Huld cenneti mi?" (Furkân: 15) 6- Dâr'ül-karar: Mümin sûre-i şerif'inin 39. Âyet-i kerime'sinde geçmekte olup; "Asıl durulacak yer, ebedî olarak ikamet edilecek yurt" mânâsına gelmektedir. Cennete girenler bu tabiri hamd ve şükür sırasında bulundukları mekân için kullanırlar. Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır: "Ahiret ise devamlı olarak durulacak yerdir." (Mümin: 39) 7- Dâr'üs-selâm: "Maddi ve mânevi afetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş olmak" mânâsına gelen "Selâm" ile, "Ev, yurt" mânâsına gelen "Dâr" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen bu tabir iki Âyet-i kerime'de cennetin adı olarak anılmıştır: "Rabb'leri katında onlar için esenlik yurdu vardır." (En'am: 127) "Allah esenlik yurdu olan cennete çağırır." (Yunus: 25) Gerçek şenlik ve esenlik cennetlerdedir. Sonu gelmeyen hayat, ihtiyaç bırakmayan zenginlik, zillete yer vermeyen şeref ve itibar ancak cennette mevcuttur. Cennetin diğer isimleri: • "Bol su kaynaklarına sahip bulunan bahçe" manasına gelen "Ravza", bir Âyet-i kerime'de cennet kelimesi yerine kullanılmıştır. "İman edip salih ameller işleyenler bir bahçe içinde mesut olurlar." (Rûm: 15) Diğer Âyet-i kerime'de ise "Cennât" kelimesiyle birleşerek zikredilmiştir: "İman edip sâlih ameller işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'leri katında diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur." (Şûrâ: 22) • "Me'vâ"; istirahat için herkesin arzulayıp varacağı ve barınacağı yer manasına gelir. Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor: "İman edip de salih ameller yapanlara gelince, onlar için yaptıklarına karşılık bir ağırlama olarak Me'vâ cennetleri vardır." (Secde: 19) • "Makam-ı emin"; her türlü tehlikelerden ve korkulacak afetlerden uzak, emniyetli bir makam demektir. Âyet-i kerime'de: "Müttakiler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar." buyuruluyor. (Duhan: 51) • "Hüsn-i meâb"; güzel bir dönüş yeri, hayırlı bir âkıbet manasına gelmektedir. Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor: "Doğrusu müttakilere güzel bir gelecek vardır." (Sâd: 49) • "Dâr"; ev, konak, şehir, memleket manalarına gelen bu kelime Kur'an-ı kerim'de "Ahiret yurdu" manasına gelen "Dâr-ül-dâr", "Dünya yurdunun sonucu" manasına gelen "Âkıbet-üd-dâr", "Ukbed-dâr" olarak zikredilmektedir. Bir Âyet-i kerime'de ise tek başına cennet manasında kullanılmıştır: "Biz onları ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık." (Sâd: 46) Bu beyanlar asıl huzur ve saadet yurdunun ahiret yurdu olduğunu göstermektedir. ![]() ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
| Sistem Bilgisi ve Linkler | Site Durumu |
|
|