Biz her an ölmeye hazır mıyız peki? Canımızın birden alınıverilmesi durumunda çıkınımız dolu mu? Kendi kendimize bunu sormamız gerekir. Biz bu satırları okurken Rabbimiz bizlere son nefesimizi verdirecek olsa, acaba onun huzuruna nasıl varırız? Boynu bükük olarak mı, yoksa Yaratanımızı hoşnut etmiş olarak mı?
İnsan elbette kendisini hiçbir zaman olmuş bir kul olarak göremez, ancak o yönde bir çaba içerisinde olup olmadığını bilir. En azından Allah’ın merhametine sığınmaya yüzü olup olmadığının farkındadır. Kalbinde bir titreme yoksa, farz ibadetlerini yerine getirmekte zorlanıyorsa, insanlarla olan ilişkilerinde haram-helal çizgisine dikkat etmiyor ve sadece menfaatini öne çıkarıyorsa, tanıdıkları onun ardından hep olumsuz şeyler söylüyorlarsa, bu insanın ölümle birdenbire yüzleşmeye hazır olmadığı açıktır.
Bütün bu anlattıklarımızdan ortaya çıkmaktadır ki, gerçek anlamda kulluk yapan, her an ölüme hazır olan insandır. Allah’a isyan anında insanın ruhunu teslim etmesi, bir haramı işlerken dünyasını değişmesinden daha kötü ne olabilir? Günah ve ardından tevbe etmek elbette insan içindir. Ancak günah Allah Teâla’nın istediği bir şey değildir. Bundan dolayıdır ki Rabbimiz ve O’nun Sevgili Peygamberi günahların hemen peşinden tevbe edilmesini isterler. Bir an önce günahının karattığı amel defterini temizlemesini arzularlar. Çünkü ecel her an onu yakalayabilir:
“Kim haksız davranışından sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Mâide, 39)
“Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; ‘Şimdi tevbe ettim.’ diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azap hazırlamışızdır.” (Nisa, 18)