iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular » iSLam Konuları » Dogru isLam Bilgileri » Olmuş ve Olacak Hadiselerin Bilgisi
kayit ol

Dogru isLam Bilgileri Kur'an'i ve sünneti dogru anlama.Yüce Dinimizin en dogru sekilde emrettigi gibi doru bilgileri ,bu baslik altinda bulabilirsiniz...

Tags: , , ,

Olmuş ve Olacak Hadiselerin Bilgisi


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 04-27-2010, 08:11 AM   #1 (permalink)
isLamForumLari.COM
 SeCReT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 2.363
Konuları:
Cinsiyet:
Tecrübe Puanı: 10
SeCReT is on a distinguished road
Standart Olmuş ve Olacak Hadiselerin Bilgisi

Sevbân -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Allah yeryüzünü benim için dürüp topladı, ben de doğusunu da batısını da gördüm. Ümmetimin mülkü, bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır.” (Müslim: 2889)



Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Vallahi ben kendimle kıyamet arasında vuku bulacak her fitneyi insanların en iyi bileniyim. Bende Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in bu hususta bana gizlice bildirdiği, benden başka kimseye söylemediği bir sırdan başka bir şey yoktur. Lâkin Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- benim de bulunduğum bir mecliste fitnelerden bahsederken söyledi.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- fitneleri sayarken şöyle buyurdu:

‘Onlardan üç tanesi hemen hemen hiçbir şey bırakmayacaklardır. Onlardan yaz rüzgârları gibi birtakım fitneler vardır ki bazıları küçük, bazıları büyüktürler.’” (Müslim: 2891)



Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aramızda iken doğrulup, o günden kıyamete kadar olacak her şeyden bahsetti, kıyamete kadar olacak şeylerden söylemedik bir şey bırakmadı. Bunları belleyen belledi, unutan da unuttu. Şu arkadaşlarım da bunu bilirler. Unutmuş olduğum o şeylerden biri ortaya çıkıp görünce öylesine canlı hatırlıyorum ki, tıpkı kişinin gördüğü bir şahsın yüzünü o şahıs kaybolunca hatırlamadığı halde, daha sonra karşılaşınca hemen tanıyıvermesi gibi.” (Buhârî - Müslim)



Huzeyfe -radiyallahu anh- der ki:

“Vallahi, bilemiyorum arkadaşlarım gerçekten unuttular mı, yoksa unutmuş mu gözüküyorlar? Vallahi, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- dünyanın sonuna kadar çıkacak fitne başılardan üç yüz ve daha fazla tâbisi bulunan herkesi, hiçbirini bırakmadan bize ismiyle, babasının ismiyle, haber verdi.” (Ebu Dâvud: 4243)



Amr bin Ahtab -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün bize sabah namazını kıldırdı ve minbere çıkarak tâ öğle vakti girinceye kadar bize hitap etti. Sonra minberden inip namaz kıldırdı. Tekrar minbere çıkıp ikindi vakti girinceye kadar bize hitap etti. Sonra inerek namaz kıldırdı. Sonra tekrar minbere çıktı ve bize güneş batıncaya kadar konuştu. Olmuş ve olacak her şeyi bize haber verdi. Bunları en iyi bilenimiz, en belleyişli olanımızdır.” (Müslim: 2892)



Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyamet kopuncaya kadar olacak her şeyi bana haber verdi. Bunlardan hiçbir şey yoktur ki ona sormuş olmayayım. Sadece ‘Medine halkını Medine’den kim çıkaracak?’ diye sormadım.” (Müslim: 2891)



Ukbe bin Âmir -radiyallahu anh- der ki:

“Bir gün Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- evinden çıkarak Uhud şehidleri için cenaze namazı kıldıktan sonra minbere çıktı ve şöyle buyurdu:

“Ben sizin kıyamette öncünüz ve şâhidinizim. Vallahi ben şu anda cennetteki havzımı görüyorum. Bana gerçekten yer hazinelerinin anahtarları yahut yerin anahtarları verilmiştir. Ve yine Allah’a yemin ederim ki, ben sizin benden sonra şirke sapacağınızdan korkmuyorum, fakat dünya hususunda birinizin diğerinizle yarışmaya dalacağınızdan korkuyorum.” (Müslim: 2296)



Ebu Hüreyre -radiyallahu anh- der ki:

“Ben Resulullah’tan iki kap ilim aldım. Birisini yaydım (söyledim), eğer ötekini de yaymaya kalksam bu boğaz kesilir.” (Buhâri)

Yani ancak binde birini anlamıştır. Binde birine o böyle söylüyor. Ya tamamına vâkıf olsaydı, zaten tahammül edemezdi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’de ise tamamı var.



Hazret-i Ali -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün:

“Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” buyurdu.

(Yanındakiler hayretle):

“Yâ Resulellah! Yani böyle bir hâl mi gelecek?” dediler.

“Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti:

“Emr-i bil-ma’rufta bulunmadığınız, nehy-i anil-münker yapmadığınız vakit haliniz ne olur?” diye sordu.

(Yanındakiler hayretle):

“Yani bu olacak mı?” dediler.

“Evet, hatta daha da beteri!” buyurdular ve sormaya devam ettiler:

“Münkeri emredip, ma’rufu yasakladığınız zaman haliniz ne olur?”

(Yanında bulunanlar iyice hayrete düşerek):

“Yâ Resulellah! Bu mutlaka olacak mı?” dediler.

“Evet, hatta daha da beteri!” buyurdular ve devam ettiler:

“Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf saydığınız zaman haliniz ne olur?”

(Yanındakiler):

“Yâ Resulellah! Bu mutlaka olacak mı?” diye sordular.

“Evet olacak!” buyurdular. (Mecma’uz-zevâid)

İslâm’ın en parlak devirlerinde, asırlarca sonra gelecek bozuklukları olduğu gibi görüp tasvir etmek, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin apaçık bir mucizesidir.



Abdullah bin Amr -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“İnsanlar elekten geçirilerek iyilerin gittiği, kötülerin kaldığı, ahitlere sadakat ve emanetlere riâyet (Resulullah Aleyhisselâm parmaklarını birbirine geçirerek) ve şöyle oldukları bir yakın gelecekte hâliniz nasıl olur?” buyurdu.

Ashâb-ı kiram:

“Yâ Resulellah! Anlattığın durum olunca biz nasıl edelim?” diye sordular.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“(Hak olduğunu) bildiğinizi tutarsınız. (Hak olduğunu) kabul etmediğinizi bırakırsınız. Kendinize âit şeylere yönelirsiniz ve başkalarının işini terkedersiniz.” buyurdu. (İbn-i Mâce: 3957)



Huzeyfe -radiyallahu anh- der ki:

“Resulullah Aleyhisselâm bize:

‘Müslüman olduğunu söyleyenlerin hepsini bana sayınız.’ buyurdu.

‘Yâ Resulellah! Sayımız altı yüz ilâ yedi yüze ulaştığı halde bize bir kötülük edilecek diye korkuyor musunuz?’ dedik.

Bunun üzerine:

‘Şüphesiz ki siz bilmezsiniz, belki de birtakım ibtilâlara maruz kalacaksınız!’ cevabını verdi.

“Biz gerçekten imtihan olunduk. Öyle ki bizden bir kimse, namazını bile gizlice kılmak durumunda kaldı.” (İbn-i Mâce: 4029)

Resulullah Aleyhisselâm, verdiği cevap ile başlarına bir ibtilânın gelmesinin beklendiğini haber vermiştir.



Ebu Musa -radiyallahu anh- der ki:

“Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- fitne hakkında şöyle buyurdu:

“Oklarınızı kırın, kirişlerinizi koparın. Fitne hâlinde evlerinizin içinden ayrılmayın ve Âdem Aleyhisselâm’ın oğlu gibi olun!” (Tirmizî - Ebu Dâvud)



Ümmü Seleme -radiyallâhu anhâ- Vâlidemiz der ki:

“Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gece korku içinde uyandı, şöyle diyordu:

“Sübhânellah! Allah ne hazineler indirdi ve ne fitneler! İbadet etmeleri için müminlerin analarını (Peygamber hanımlarını) kim uyandıracak?

Ne kadar dünyada giyinmiş olanlar vardır ki âhirette çıplak olacaklardır!” (Buhârî - Tirmizî)



Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Ey Allah’ım! Şam’ımızı bize mübarek kıl! Ey Allah’ım! Yemen’imizi bize mübarek kıl!” diye duâ etti.

Orada bulunanlar: “Necid’imizi de mübarek kıl!” dediler.

Resulullah Aleyhisselâm:

“Ey Allah’ım! Şam’ımızı bize mübarek kıl! Ey Allah’ım! Yemen’imizi bize mübarek kıl!” diye duâ etti.

Yine:

“Necid’imizi de!” dediler.

Râvi diyor ki:

Sanıyorum ki üçüncüsünde Resulullah Aleyhisselâm:

“Orada (yani Necid’de) zelzeleler, fitneler vardır ve orada şeytanın boynuzu doğar.” buyurdu. (Buhârî - Tirmizî)

Yani şeytanın tutuşturduğu fitneler meydana gelir.



Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“İman Yemenlidir. Fitne şu tarafta, şeytanın boynuzunun doğduğu yerdedir.” (Buhârî)



Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz doğuya dönmüş olduğu halde şöyle buyurmuştur:

“Dikkat! Hiç şüphe yok ki fitne şuradadır! Dikkat! Hiç şüphe yok ki fitne şuradadır! Şeytanın boynuzunun doğduğu yerdedir.” (Müslim: 2905)

Bu Hadis-i şerif apaçık bir mucizedir. Müslümanların başına en büyük fitneler hep o taraflardan kopmuştur.



Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisinden asırlarca sonra olacak birtakım hadiseleri haber vermiştir.

Çünkü o hem geçmişi, hem geleceği Allah-u Teâlâ’nın izniyle bilen, bütün gelecekleri bildirendir. Kıyamete kadar olacakları, kıyametten sonra olacakları, mahşerdeki durumu, cennet ve cehennemin durumunu ve daha birçok hususun hepsini bildirmiştir. Bu bilgi ona Allah-u Teâlâ’dan gelir.

Meselâ: “Filân zamanda şöyle bir hadise olacak... Şöyle bir harp olacak...” buyuruyor. Halbuki o onun filmini Levh-i mahfuz’da olduğu gibi, canlı ve kanlı görmüş ve söylemiştir.

Allah-u Teâlâ neyi takdir etmişse, onu takdir filmine dürmüştür. O hâlâtın filmini ona gösterince, onu olduğu gibi görmüş oluyor. Bütün olmuş ve olacakları görerek konuşuyor. Yani o görüyor, biliyor ve söylüyor.





“O Hakk’ın nurudur
İlim-irfan kaynağıdır.
Hakk’tır onun özü
Hakk’tan gelir onun sözü.”





SeCReT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Sistem Bilgisi ve Linkler Site Durumu