![]() |
|
![]() |
| Dogru isLam Bilgileri Kur'an'i ve sünneti dogru anlama.Yüce Dinimizin en dogru sekilde emrettigi gibi doru bilgileri ,bu baslik altinda bulabilirsiniz... |
| Tags: gulerek, gunah, isleyen |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
isLamForumLari.COM
![]() |
Allahü teâlâ, insanların yaptığı işleri iki kısma ayırdı. Bir kısmını beğendiğini, bunları yapanlardan razı olduğunu, her iş karşılığında, bunlara nimetler vereceğini vaad etti. Vaad ettiği iyiliklerin ölçü birimine, sevap denir. Allahü teâlâ insanların yaptığı işlerden bir kısmını beğenmediğini, bunları yapanlardan razı olmadığını, bunların kötü işlerine kıyâmette, çok acı karşılıklar vereceğini, bildirdi. Bu acı karşılıklara, azap denir. Azapların şiddetlerini, çokluğunu bildiren ölçü birimine de, günah denir.
Günah, Allahü teâlânın emirlerini yapmamak, yasak ettiklerinden sakınmamak demektir. Emir ve yasaklar, Müslümanlar içindir. Allahü teâlâ, imanı olmayanları, ibadet etmekle şereflendirmedi. Onlar, her istediklerini yapar, günah olmaz. Bunlar, ibadet yapmadıkları için, günah işledikleri için, dünyada azap çekmezler. Her türlü nimete kavuşurlar. İstediklerini, çalıştıklarını elde ederler. Yalnız, zâlim olanları, mahluklara eziyet verenleri, dünyada cezâlarını çeker. Kâfirlere, yalnız bir emir verilmiş, onlardan yalnız bir şey istenmiştir. Bu bir emir de, onların iman etmeleri, Müslüman olmalarıdır. Kâfirler, bu emri dinlemedikleri için, biricik suç işlemiş oluyorlar. Fakat bu suç, en büyük suçtur. Bu suçun cezâsı, pek büyük, çok acı ve sonsuzdur. Dünyada böyle bir cezâ olamaz. Bu sonsuz cezâ, bunlara, ahirette, Cehennemde verilecektir. Günahlar, niyetsiz veya iyi niyetle işlenirse, günah olmaktan çıkmaz. (Ameller, niyete göre iyi veya kötü olur) hadis-i şerifi, tâatlara ve mubâhlara niyete göre sevap verileceğini bildirmektedir. Bir kimse, birinin gönlünü almak için başkasını incitse veya başkasının malı ile sadaka verse, yâhut haram para ile mektep, câmi yaptırsa, bunlara sevap verilmez. Zulüm, günah, iyi niyetle işlenirse, yine günah olur. Böyle işleri yapmamak sevaptır. Bilerek yaparsa, büyük günah olur. Günah olduğunu bilmeyerek yaparsa, Müslümanların çoğunun bildiği şeyleri onun bilmemesi, öğrenmemesi de ayrıca günah olur. Günah işlemek nefse tatlı gelir. Bütün bid’atler, günahlar, Allahü teâlânın düşmanı olan nefsi besler, kuvvetlendirir. Küçük günah işlemeye devâm etmek, bunlarda ısrar etmek, büyük günah olur. Büyük günah işlemeye ısrar etmek ise, küfre sebep olur. Rıyâd-un-nâsıhin kitabında deniyor ki: “Haramları, büyük günah ve küçük günah diye ikiye ayırmışlar ise de, küçük günahlardan da, büyük günah gibi kaçınmak, hiçbir günahı küçümsememek gerekir. Çünkü, Allahü teâlâ, intikâm alıcıdır ve ganidir. İstediğini yapmakta hiç kimseden çekinmez. Gazabını, düşmanlığını günahlar içinde gizlemiştir. Küçük sanılan bir günah, intikâmına, gadabına sebep olabilir. Resulullah efendimiz; (Bir zerrecik günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyurdu.” Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben; (Eğer Cennet ve Cehennemi görseydiniz, az güler çok ağlardınız) buyurmuşlardır. Allahü teâlâ, bazı şeyleri, bazı şeyler için sebep, vesile kılmıştır. İman, itaat ve ibadetler, Cennete gitmeye vesile, sebep kılındığı gibi; inkâr, isyân ve günahlar da, Cehenneme gitmeye sebeptirler. Hiç kimse, gülerek, sevinerek idam edilmeye gitmez, gidemez. Gülerek, sevinerek günah işleyenin durumu da, bundan farklı değildir. Gülerek işlediği günahlar, o kimseyi Cehenneme götürmektedir. Bunun için Resulullah efendimiz; (Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider) buyurmuşlardır. Bir gün Peygamber efendimiz, rastgele gülenleri görünce; (Benim bildiğimi siz bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız) ve (Kur'an-ı kerim, Cennet ve Cehennemin halini bildirirken nasıl böyle gülersiniz) buyurmuşlardır. Hamidüddin Nâguri hazretlerine; “Peygamber efendimiz; (Ölüm kefârettir) buyurdu. Ölüm günahlara kefâret olunca, ahiret rüsvâlığının manâsı nedir?” diye sual edilince; "Günah vardır, ölümle affedilir. Günah vardır, kabirde kalmakla affedilir. Günah vardır, kabir azâbı ile affolur. Günah vardır, Cehennem ateşini görmedikçe ve Cehennem ateşi onu yakmadıkça hiçbir şeyle affolmaz. Buradan o kadar nur götürmelidir ki, bu nur, Cehennem ateşini söndürsün ve; "Geç ey mümin, nurun ateşimi söndürüyor" desin” cevabını vermiştir. Ahmed bin Âsım Antâki hazretlerine; "En şiddetli günah nedir?" diye sorulduğunda; "Bir günahın günah olduğunu bilmemektir" cevabını vermiştir. Yine kendisine; "Günah işlendiğinde, yapılacak en faydalı iş nedir?" diye sual edilince; "Bir kimse bir günahı yapıp, sonra onu gözünün önüne getirip, ölünceye kadar, ben Rabbimin emrine niçin karşı geldim, niçin bu günahı işledim? diye pişman olup, bir daha, öyle bir günaha dönmemesidir" buyurmuştur. Hasan-ı Basri hazretleri, kahkaha ile gülen bir gence; “Evladım, Sırat köprüsünü mü geçtin veya Cennete gideceğine dair bir garantin mi var da böyle gülüyorsun?” buyurmuştur. İbrâhim bin Edhem hazretleri de, her zaman şöyle dua ederdi: "Yâ Rabbi! Beni günah alçaklığından, sana tâat ve ibadet lezzetine ulaştır." ![]() ![]()
|
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
| Sistem Bilgisi ve Linkler | Site Durumu |
|
|