Dua ederken aşırı gidilmemeli çok ayrıntılı istenmemelidir. Hz. Sad (R. A.)’ın oğlu bir kere dua ederken;
“Ey ALLA ım! Senden cennet nimetlerini ailelerini meyvalarını ve buna benzer şeyleri isterim ve cehennemin zincirlerinden bukağılarından ve ateşinden ve daha nice şeyler sayarak bunlardan sana sığınırım.” Dedi.
Bunun üzerine Hz. Sad oğluna: “Sen ALLAHtan çok uzun nimetler istedin ve büyük şerlerden ’a sığındın. Ancak ben Rasulullah (S.A.V.)’in: “Şüphesiz yakında dua ederken haddi aşan bir cemaat meydana çıkacak sana:
“Ey ım! Senden cenneti ve ona yaklaştıran söz veya işleri (bana nasip etmeni) isterim. Cehennemden ve ona yaklaştıran söz veya işlerden sana sığınırım.” demen yeter. Buyurduğunu sonra “Yalvararak ve gizli olarak Rabbinize dua edin! Çünkü O (Celle Celalühu) (dua ederken) haddi aşanları sevmez.” (Araf suresi 55. ayet) mealindeki ayet-i kerimeyi okuduğunu işittim.” Dedi.
Dua ederken ihlâs ve samimiyetle mümkünse abdestli bir şekilde ve secdeye yönelerek titreyen bir kalp yaş akıtan gözler ile ve tenhada özellikle secde anında dua etmelidir. Secde anında yapılacak dua dil ile değil kalp ile yapılmalıdır.
Rahat zamanlarda dua unutulmamalıdır ki darlık zamanında yapılan dua makbul olsun Habib-i Kibriya (S.A.V.) Efendimiz; “Her kim sıkıntılı ve zor zamanlarında dualarının kabul edilmesini isterse rahat zamanında çok dua yapsın” buyurmuştur.
Dua ederken halka en geniş bir şekilde tutulmalı sadece kendimiz ve ailemiz için dua edilmemelidir. Bütün mümin ve Müslümanlar da duaya katılmalıdır. Dua ederken eller göğüs hizasında semaya kaldırılmalıdır. Nitekim İbn-i Abbas (R.A.) Rasulullah (S.A.V.) Efendimizin bu şekilde dua ettiğini rivayet etmiştir. Efdal olan iki avucunu açmak ve arasını aralık bırakmaktır. Dua eden bir avucunu öbürünün üzerine koymaz.
Duanın Hz. katında makbul olmasının çeşitli şartları vardır.
Duanın makbul olmasının şartlarından bir tanesi de helal lokma yemektir. Dua gök kapısının anahtarıdır. O anahtarın dişleri ise helal lokmadır. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V.); “Adam ’a itaat için yola çıkar uzun müddet yolculuk yapar da saçı sakalı birbirine karışmış ve tozlanmış bir halde ellerini göğe kaldırır ve: Ey Rabbim! Diyerek duada bulunur. Hâlbuki adamın yediği haramdır içtiği haramdır giydiği haramdır (kısaca) hep haramla beslenip durmuştur. Böylesinin duası hiç kabul olunur mu?”
Kufede duaları kabul olunan bazı kimseler varmış. Bunlar Kufe’ye vali olarak gelen kimseler yanlış davranışlarda bulunurlarsa aleyhlerinde dua ederler ve vali hemen helak olurmuş. Haccac-ı zalim İbn Mervan tarafından Kufeye vali tayin edilince buna bir çare düşündü ve duası kabul edilen bu zatları yemeğe davet etti. Yemekten sonra Haccac kendi kendine; “Artık ben bunların kabul edilen dualarına karşı kendimi garantiye aldım. Çünkü karınlarına haram girmiştir. Bundan böyle duaları kabul olunmaz.” Dedi