Kim ki Kuran’ı Öne Alırsa, Kuran Onu Cennete Götürür. Kim de Arkasına Bırakırsa Onu da Cehenneme Sürer [ isLamForumLari.COM Ailesi ]

Geri git   iSLami Forum,iSLam Forum,Dini Forum,Dini Konular > isLam Kavramları - Konuları > Allah C.c

Allah C.c Allah Azze ve Celle

Tags: , , , ,

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 07-23-2010, 11:59 AM   #1 (permalink)
Kullanıcı Adı Nort_Westn
Rütbe Bilgisi
Avatar
Avatar
Avatar Yok
Üyelik Bilgileri
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Mesajlar: 58
Konular:
Aktiflik
Seviye: 6 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 0 / 137
Güç: 19 / 169
Deneyim: 48%

Teşekkür Ve Tecrübe
Tesekkür: 20
5 Mesajina 11 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 1 Nort_Westn is on a distinguished road
İletişim Bilgileri
Standart Allahü teâlânın yaptığında hayır vardır

Rızâ; Allahü teâlâdan gelen herşeye râzı olmak demektir. Allahü teâlâdan bir felâket gelse, ona da rızâ göstermeli, kimseye şikâyet etmemelidir. Bu, her insanın yapabileceği bir iş değil ise de, Allahü teâlânın büyüklüğüne inandığı derecede herkes, bu tahammülü ve bu rızâyı gösterebilir. Bu hâl, gıbta edilecek, imrenilecek bir meziyyettir. Resûlullah efendimiz şu duâyı çok okurdu:
(Allahümme innî es’elüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn.)

Yani; (Ya Rabbî! Senden, sıhhat, âfiyet, emânete hıyânet etmemek, güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sâhiblerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir.

Ebû Süleymân Dârânî hazretleri nakleder:
“Başa gelen her şeye râzı olmak hâline kavuşanlar, irfan sâhipleri, âriflerdir. Allahü teâlâ önce gelen peygamberlerden birine vahyederek bildirdi ki:

Cebrâil aleyhisselâm yeryüzüne indiğinde ibâdet ile meşgûl olan bir kimseyi gördü. Hoşuna gittiği için;

- Yâ Rabbî! Bu kimse ne iyi dedi. Allahü teâlâ da;

- Ey Cibrîl! Levh-i mahfûza bak buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm Levh-i mahfûzda o kimsenin Cehennemlikler arasında yazılı olduğunu gördü. Allahü teâlâya;

- Yâ Rabbî! Bu işin hikmeti nedir? diye sordu. Allahü teâlâ;

- Ben yaptığım işlerden kimseye karşı sorumlu değilim. Hiç kimse kullarım hakkındaki ilmime akıl erdiremez buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm;

- Yâ Rabbî! İzin verirsen o kimseye gidip durumu bildireyim dedi. İzin verilince, o kimsenin yanına gitti ve;

- Senin yaptığın ibâdetleri Allahü teâlâ kabûl etmedi. Levh-i mahfûzda senin Cehennem ehli arasında olduğunu gördüm deyince, o kimse düşüp bayıldı. Cebrâil aleyhisselâm onun ayılmasını bekledi. Ayılınca şöyle mırıldanıyordu:

- Ey benim Allah’ım! Sana hamd ederim. Bütün hamd eden kulların sana nasıl hamd ediyorsa ben de öyle hamd ederim. Sonra Cebrâil aleyhisselâma dönerek;

- O bizim Rabbimizdir. Bütün ilmî kudretinin kemâli, rahmeti ve şefkati ile benim hakkımda öyle uygun görmüş. O’na yine hamd ederim. O beni benden daha iyi bilir dedi ve secdeye kapandı. Secdede cenâb-ı Hakk’ı tesbih etmeye başladı. Bu durumu Cebrâil aleyhisselâm Allahü teâlâya arz edip o şahıs hakkında üzüldüğünü bildirdi. Cebrâil aleyhisselâma, Allahü teâlâ tarafından tekrar Levh-i mahfûza bakması bildirildi. Bu defâ Levh-i mahfûzda o kimsenin cennetlik olduğu yazılıydı. Cebrâil aleyhisselâm, cenâb-ı Hakk’tan hikmetini suâl ettiğinde;

- Kullarım işlerime akıl erdiremezler buyurdu. Cebrâil aleyhisselâm bu durumu yine bildirmek istedi ve izin verildi. O zâtın yanına gidip;

- Müjdeler olsun sana! Yerin Cennet oldu dedi. O kimse bu sözlere hiç şaşmadı ve eski hâlini hiç bozmadı. Eskisi gibi yine hamd ve cenâb-ı Hakk’ı tesbih etmeye devâm etti.”

Muhammed Ma’sûm Fârûkî hazretleri buyuruyor ki:
“İnsâna gelen marazlar, elemler, takdîr-i ilâhî ile gelmektedir. Râzı olmak lâzımdır. İbâdetlere devâm, elemlere, hastalıklara sabır edilmelidir. Allahü teâlânın kereminden âfiyet beklemelidir. Mahlûklardan birşey beklememeli, herşeyin Hak teâlâdan geldiğini bilmelidir. Dertlerden, elemlerden kurtulmak için duâ ve istigfâr etmelidir. Tesiri, faydası kati olan sebeplere yapışmalı, sebeplerin tesirini Allahü teâlâdan beklemelidir. Onun takdîri, irâdesi olmadıkça, kimse kimseye zarar veremez. Bununla berâber, sebeplere yapışmak, Peygamberlerin yoludur. Sebeplere yapışmamızı tehlikelerden, zararlardan korunmamızı emretti. Sebeplerin tesirini Allahü teâlâdan taleb etmelidir.”

Netice olarak, şecâatin yani kahramanlığın temeli, Allahü teâlânın takdîrine râzı olmak, Ona tevekkül etmek, Ona güvenmektir. Allahü teâlânın yaptığında, yarattığında mutlaka hayır vardır diye inanmak lâzımdır. Hadis-i şerifde buyurulduğu gibi:
(El hayru fî mâ sana’ Allahü teâlâ! Allahü teâlânın yaptığında, yarattıklarında, gönderdiklerinde hayır, iyilik vardır.)
Nort_Westn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Sponsored Links
Cevapla

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:18 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2010, System-OFF
isLamForumLari.COM Hakları Tamamen Saklıdır.
Link irtibat : ( egeli_efeali90@hotmaiL.Com