|
isLamForumLari.COM
 Üyelik tarihi: Oct 2009
 Mesajlar: 2.363
 Konuları:
 Cinsiyet:
|
Allahü teâlâyı seven
Sevenin, sevgilinin sevdiklerini sevmesi ve sevmediklerini sevmemesi lazımdır. Bu sevgi ve düşmanlık, insanın elinde değildir, sevginin icabıdır ve kendiliğinden hasıl olur. Seven kimse, sevmesinde ve düşmanlığında deli gibidir. Bunun için; (Bir kimseye deli denilmedikçe, bu kimsenin imanı tam olmaz!) buyurulmuştur.
Dostun dostları, insana sevimli görünür. Düşmanları da, çok çirkin görünür. Bir kimse, birisini seviyorum derse, onun düşmanlarından uzaklaşmadıkça, sözüne inanılmaz. Hadis-i şerifte; (Allahü teâlâ, bir Peygambere vahyetti ki, “Falan abide söyle: Dünyada zühd ederek, nefsini rahata kavuşturdun ve kendini kıymetlendirdin. Benim için ne yaptın?” Abid sordu: Ya Rabbi! Senin için ne yapılır? Allahü teâlâ buyurdu: “Düşmanıma, benim için düşmanlık ettin mi ve sevdiğimi benim için sevdin mi?”) buyuruldu.
Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, Allahü teâlânın Habibine uymak lazımdır. Al-i İmran suresinin 31. âyet-i kerimesinde mealen; (Allahü teâlâyı seviyorsanız, bana tabi olunuz! Allahü teâlâ, bana tabi olanları sever) buyurulmuştur. Peygamber efendimiz de; (Allahü teâlâyı seven, beni sever) buyurmuştur.
İnsanın saadete kavuşması için, adetlerinde, ibadetlerinde, kısacası her işinde din ve dünya büyüklerinin reisine benzemesi lazımdır. Sevgilinin sevdikleri sevilir, düşmanları ise sevilmez. Beden ve kalb ile erişilebilecek bütün yüksek dereceler, Resulullah efendimizi sevmeye bağlıdır. İnsanın olgunluğu, bu terazi ile ölçülür. Bunun için, ibadetlerin en kıymetlisi, Allahü teâlânın dostlarını sevmek ve düşmanlarını sevmemektir. Allahü teâlâyı sevmenin en büyük alameti budur ve seven insanda bu hal, kendiliğinden hasıl olur. Hadis-i şerifte; (Bir kimse, Allahü teâlâyı sevmezse ve Allahü teâlânın düşmanlarını düşman bilmezse, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için sever ve kafirleri düşman bilirse, Allahü teâlânın sevgisine kavuşur) buyuruldu.
Sevgiliyi sevenler, her zaman sevilir. Sevgilinin düşmanları, sevenin de düşmanları olur. Bundan dolayı, görünen ve görünmeyen bütün iyilikler, bütün üstünlükler, ancak o yüce Peygamberi sevmekle ele geçebilir. Yükselebilmenin, ilerlemenin ölçüsü, bu sevgidir.
Allahü teâlâ, sevgili Peygamberini, insanların en güzeli, en iyisi, en sevimlisi olarak yarattı. Her iyiliği, her güzelliği, her üstünlüğü Onda topladı. Eshab-ı kiramın hepsi, Ona aşık idiler. Hepsinin kalbi, Onun sevgisi ile yanıyordu. Onun ay yüzünü, nur saçan cemalini görmeleri, lezzetlerin en tatlısı idi. Onun sevgisi uğruna canlarını, mallarını feda ettiler. Onu canlarından, mallarından, kısaca, her sevilenden daha çok sevdiler. Onu aşırı sevdikleri için, Onu sevenleri yani birbirlerini de çok sevdiler. Onun üstünlüğünü anlayamayıp, Onun güzelliğini göremeyip, Onu sevmek saadetine kavuşamayanlara düşman oldular. Çünkü taatların, iyiliklerin başı, dostları sevmek ve düşmanları sevmemektir. Allahı seviyorum diyenlerin, Eshab-ı kiram gibi olmaları lazımdır. Seven bir kimse, sevdiğinin sevdiklerini de sever ve sevdiğinin düşmanlarına da düşman olur. Hadis-i şerifte; (Bir kimse, Allahın dostlarını sever, düşmanlarını düşman bilirse ve Allah için verir ve Allah için vermezse, imanı kâmil olur) buyuruldu.
Netice olarak, Muhammed aleyhisselama uymadıkça, Allahü teâlâyı sevmek saadeti ele geçemez. Saadete kavuşmak isteyen bir kimse, bütün adetlerini, ibadetlerini ve alışverişlerini Muhammed aleyhisselam gibi yapmaya çalışmalıdır. Ayrıca Allahü teâlâyı seviyorum diyebilmek için, Onun sevdiklerini sevmek ve düşmanlarını da sevmemek lazımdır. Allahü teâlânın sevdiklerini, Allahü teâlâyı sevenlerin dirilerini ve ölülerini seven kimse, büyük saadete, iyiliklere kavuşur. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Üç şey imanın lezzetini arttırır: Allahü teâlâyı ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemek.)
|